Çin vatandaşı Guan Heng, bu yılın başında Amerika Birleşik Devletleri’nden siyasi sığınma hakkı aldı. Guan, 2020 yılında Doğu Türkistan’daki Uygurların hapsedildiği birkaç toplama kampını belgeselleştirdikten sonra Pekin makamlarının ağır zulmüne maruz kalmıştı.
Guan Heng, 2020 yılında Doğu Türkistan’daki toplama kampları hakkında belgesel hazırlarken hayatını riske attı. Sığınma talebiyle ABD’ye kaçtıktan sonra, geçen yılın Ağustos ayında ABD Gümrük ve Sınır Muhafaza İdaresi (ICE) gözetiminde Uganda’ya sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı.
2017 ile 2019 yılları arasında, en az bir milyondan fazla Uygur’un herhangi bir suçlama veya yargılama olmaksızın, çoğu Doğu Türkistan’da bulunan 380’den fazla toplama kampında "önleyici" amaçlarla tutulduğu tahmin edilmektedir. Bu kamplar "eğitim yoluyla dönüştürme merkezleri" olarak adlandırılmakta olup, geniş kapsamlı bir "terörle mücadele" kampanyasının parçasıdır. Pekin makamları bu kampanyayı, 2013 ve 2014 yıllarında meydana gelen ve Doğu Türkistan İslami Hareketi ile Türkistan İslam Partisi’ne (TİP) atfedilen saldırılardan sonra başlatmıştı. Bu saldırıların ilki 28 Ekim 2013’te Pekin’deki Tiananmen Meydanı’nda gerçekleşmiş ve beş kişinin ölümüne yol açmıştı.
Uygur Meselesinde Bir İfşaatçı
2021 yılında Guan Heng, YouTube kanalında Doğu Türkistan’daki Uygurların tutulduğu 18 gözaltı merkezini gösteren 20 dakikalık bir video yayınladı. Bu yerler, Buzzfeed ve Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü’nün (ASPI) uydu görüntüleri aracılığıyla ortaklaşa belirlediği haritalardan alınmıştı.
Bir araba içinden veya bir sırt çantasına gizlenmiş kamera ile çekilen bu görüntüler, yol kenarındaki gözlem kuleleri ve dikenli tellerle çevrili kampları gözler önüne seriyor. Bu binalardan birinde "Emekle dönüşüm, kültürle dönüşüm" yazısı dikkat çekiyor.
Guan Heng’in açıkladığı üzere, bir Çin vatandaşı olduğu için yabancı medya mensuplarının girişinin yasak olduğu bu bölgelere şüphe uyandırmadan yaklaşabilmişti. Video internette birçok Çinli kullanıcıya ulaştı. Ancak Guan Heng kısa sürede hedef haline geldi; kimliği, ikametgahı ve mesleki bilgileri internette ifşa edildi. Tayvan’da yaşayan annesi dışındaki Hainan eyaletindeki aile üyeleri yetkililer tarafından sorguya çekildi.
Çin Zulmü ile ABD Arasında
2021 yılında Çin’den kaçan Guan Heng; Hong Kong, Ekvador ve Bahamalar üzerinden Florida’ya ulaştı ve ABD’ye giriş yaptı. Siyasi sığınma talep etmesine rağmen, geçen yılın Ağustos ayında New York eyaletinin Albany şehri yakınlarında ICE görevlileri tarafından gözaltına alındıktan sonra sığınma talebi kabul edildi.
Aralık ayında kamuoyu baskısı sonucu ICE, Guan Heng’i Uganda’ya sınır dışı etme planından vazgeçti. Böyle bir sınır dışı etme işlemi, onu Pekin makamlarının yurt dışındaki baskı ve zulmüne maruz bırakacaktı. Çin hükümetinin bu tür baskı politikaları, bugün de Çin içinde ve dışındaki Uygur meselesini savunan seslere karşı devam etmektedir.
Uygur Soykırımının Sembolü Olan Kamplar
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin 2022 raporunda bazı kampların kapatıldığı belirtilse de, İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) 2022 ortalarında hala yaklaşık 500 bin kişinin kamplarda tutulduğunu, işkence ve zorunlu kısırlaştırma suçlarının devam ettiğini ortaya koydu.
Bu baskı kültürel ve dini faaliyetlere kadar uzanmakta olup, Uygur varlığının sistematik olarak yok edilmesini hedeflemektedir. 2017’den bu yana yetkililer, "dinin Çinlileştirilmesi" politikası adı altında bölgedeki 15 bin 500 caminin üçte birini yıktı veya tahrip etti. Amerika Birleşik Devletleri dahil birkaç ülke, Pekin’in bu politikalarını 1948 Sözleşmesi’ne dayanarak "soykırım" olarak nitelendirmektedir.
Çin Hükümetinin Medya Çalışanlarına Baskısı
Şu anda en az 121 gazetecinin tutuklu bulunduğu Çin, dünyada en çok medya çalışanının hapsedildiği ülke konumundadır. Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün 2025 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Çin, 180 ülke arasında 178. sırada yer aldı.
Çin Anayasası’nda "söz ve basın özgürlüğü" güvence altına alınmış olsa da, Pekin makamları "casusluk", "devlet iktidarını yıkmaya teşebbüs" veya "terörizm" gibi suçlamalarla muhalifleri susturmaya zorlamaktadır. Rabia Kadir liderliğindeki Dünya Uygur Kurultayı "terör örgütü" olarak suçlanırken, İlham Tohti gibi ılımlı aydınlar da 2014 yılında "bölücülük" suçlamasıyla müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır.