Çin'in Bangladeş'teki Bayram "Lütfu", Uygur Gerçekliği Karşısında Boş Bir Söz Gibi Kalıyor

Çin'in Dakka'da yürüttüğü bayram hayır faaliyetleri, dış dünyadaki "cömertlik" maskesi ile kendi ülkesindeki baskı eylemleri arasındaki çelişkili tezatı gözler önüne serdi.

26 Mart 2026

Yazar: Kongkon Karmaker

Bangladeş'in başkenti Dakka'nın Mirpur bölgesinde, havanın açık ama nem oranının oldukça yüksek olduğu bir öğleden sonra, yüzlerce düşük gelirli mahalle sakini bir okul bahçesinde toplandı. Pirinç, yağ ve mercimek gibi bayramlık gıda paketlerini almak için sabırla kuyrukta bekliyorlardı. Bu, hayır ve şefkatin sembolü olan Ramazan Bayramı döneminde alışıldık bir manzaraydı. Ancak bu kez yardım dağıtan taraf özellikle dikkat çekiciydi: Çin Büyükelçiliği.

İlk bakışta bu sadece basit bir cömertlik eylemi gibi görünse de, jeopolitiğin karmaşık dünyasında hayırseverliğin bile hedefleri vardır. Jeopolitiğin ötesinde bu durum daha derin bir soruyu akıllara getiriyor: Bu şefkat, Çin'in kendi içindeki Müslüman azınlıklara, özellikle de Sincan'daki (Doğu Türkistan) Uygurlara kadar uzanıyor mu?

İşte tam bu noktada, göz ardı edilemeyecek kadar büyük bir dış ve iç tezat ortaya çıkıyor. Sincan'dan gelen bağımsız bilgiler oldukça sınırlı. Bilinenler ise Uygurlara ve diğer Müslüman azınlıklara yönelik sistematik baskıları; yani kitlesel gözaltıları, zorla çalıştırmayı, kültürel soykırımı ve yüksek teknolojili gözetimi betimleyen raporlardan geliyor.

BBC'nin 2022 tarihli bir raporunda belirtildiği üzere, bir milyondan fazla Uygur devlet tarafından "yeniden eğitim kampları" olarak adlandırılan yerlerde tutuluyor. Sızdırılan polis belgeleri, bu tesislerin sıkı korunduğunu ve kaçmaya çalışanlar için "vur emri" verildiğini ortaya koyuyor. Pekin yönetimi tüm suçlamaları reddetmeye devam etse de uluslararası endişeler derinleşti. ABD, İngiltere, Kanada ve Hollanda gibi ülkeler Çin'i soykırımla suçladı.

Ekim 2025'te Birleşmiş Milletler, Uygur kültürel ifadelerinin suç haline getirildiği konusunda uyarıda bulundu. Örnek olarak, müziği nedeniyle hapsedilen sanatçı Yaşar Şöhret ve kaybolduktan sonra müebbet hapse mahkûm edildiğine inanılan ünlü akademisyen Rahile Davut vakaları gösterildi. Onların "suç" olarak görülen tek şeyi, milli kimliklerini koruma çabalarıydı.

Çeşitli raporlar ayrıca binlerce caminin yıkıldığını, dini faaliyetlerin suç sayıldığını ve Uygur dilinin yasaklandığını gösteriyor. Böyle bir ortamda bayram, bir cemaat şöleni olmaktan çıkıp, en iyi ihtimalle sıkı kontrol altındaki bir gözetim faaliyetine dönüşmüş durumda. Mirpur'daki manzarayı bu denli çelişkili kılan temel sebep de budur. Çin Dakka'da bayram yemeği dağıtırken, Sincan'da bayramın özünü belirleyen inancı gözetlemek ve kısıtlamakla suçlanıyor.

Bu sadece bir çelişki değil, planlı bir siyasi "imaj taktiği"dir. Çin'in Bangladeş'teki faaliyetleri, daha geniş kapsamlı nüfuz stratejisinin bir yansımasıdır. Buradaki "yumuşak güç" soyut bir kavram değil, somut bir araçtır. İhtiyaç sahibi bir aileye verilen bir torba gıda, büyük altyapı projelerinin yapamadığını yapabilir; minnettarlık ve yakınlık duygusu uyandırır.

Çin, eşitsizliğin olduğu toplumlarda ihtiyaç anında orada olmanın, uzaklardaki büyük yatırımlardan daha etkili olduğunu çok iyi biliyor. Bayram gibi derin sosyal ve dini öneme sahip bir zamanda insanlara yaklaşarak kendisini cömertlik ve dayanışmanın temsilcisi olarak sunuyor. Ancak bu şefkat Çin sınırlarına gelince aniden duruyor.

Yurt dışında bayram sevincine ortak olan o devlet, içeride bu bayramı yasaklamakla suçlanıyor. Bu ikiyüzlülük tesadüf değil, planlı bir tasarımın sonucudur. Çin'in Bangladeş'teki ekonomik gücü (altyapı, enerji ve Kuşak-Yol projeleri) zaten devlet düzeyindeki etkisini garanti altına almıştı. Bayram yardımı gibi girişimler ise bu etkiyi halkın günlük yaşamına sızdırmak, eleştirileri yumuşatmak ve genel algıyı yeniden şekillendirmek işlevi görüyor.

Yine de Bangladeş halkı durumdan tamamen habersiz değil. Uygurlara yönelik muameleyle ilgili endişeli sesler yükseliyor. Ancak devletler reel politik sınırlar içinde hareket ediyor. Dakka için ekonomik ihtiyaçlar ve stratejik dengeler, uzaklardaki insan hakları meselelerinin önüne geçebiliyor. Çin, hiçbir siyasi şart koşmadan ortaklık sunuyor; ders vermek yok, iç siyasete baskı yok. Sadece yatırım ve yardım var. Bu da Çin'i cazip bir ortak kılıyor.

Sonuç olarak, Mirpur'daki bu manzara sadece hayırseverlikle ilgili değil, siyasi bir halkla ilişkiler çalışmasıdır. Gıda alan aileler için yardım gerçekti, ancak arkasında acı bir gerçek yatıyor: İnsani yardım maskesi altındaki eylemler ile baskı politikaları aynı anda var olabiliyor. Çin'in mesajı stratejiktir: Faydalı yerde görün, zararlı yerde gizemli kal.

Dakka'da dağıtılan her bayram paketinin gölgesinde, Sincan'dan gelen sessiz bir manzara yatıyor; orada inanç, kimlik ve özgürlük hâlâ ağır baskı altında.

Etiketler: Bangladeş, Çin, kültürel baskı, Dakka, diplomasi, Bayram, dış yardım, jeopolitik, insan hakları, yumuşak güç, Uygurlar, Sincan.

Yazar Hakkında: Kongkon Karmaker, Bangladeş'te 22 yılı aşkın deneyime sahip ödüllü bir araştırmacı gazetecidir. Yazıdaki görüşler yazarın şahsi görüşleridir.

Kaynak: The Borderlens