Rushan Abbas
Geçenlerde Washington metrosunda giderken, bir çantaya asılmış bir Labubu bebeği gördüm. Kalbimde bir huzursuzluk belirdi. Benim için bu bebek, modern kölelik düzenini temsil ediyor ve bu benim için kişisel bir mesele.
"The New York Times"ın bağımsız bir araştırması, kısa süre önce Labubu bebeklerinin peluş versiyonlarının vatanım Doğu Türkistan’ın (şu an Çin’in sömürgeci ismi olan Sincan olarak adlandırılan bölge) pamuğundan yapıldığını doğruladı.
Uygur zorla çalıştırma sistemi pamuk endüstrisine o kadar derinlemesine nüfuz etmiştir ki, ABD yasaları her bir pamuk lifini "kirli" kabul eder. Çin pamuğunun %90'ından fazlası Uygur bölgesinden tedarik edilmektedir; bu da dünya pamuk üretiminin %20'sine tekabül eder.
Uygurlar zorla iş gücü transferi, ideolojik eğitim ve gözetim altına alınmakta, ardından kendi topladıkları pamuklarla birlikte Guangdong gibi eyaletlere gönderilmektedir. Labubu bebeklerinin üreticisi olan "Pop Mart" şirketinin bebeklerinin %70'i tam olarak burada üretilmektedir.
Uygur bölgesi, Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) gözetim ve devlet eliyle yürütülen zorla iş gücü transferi gibi en radikal kontrol araçlarının test sahasıdır. Bunlar daha sonra Orta Asya, Afrika ve dünyanın diğer güney bölgelerine ihraç edilmektedir.
Uygur toplumu, milli ve dini kimliklerini hedef alan soykırım politikalarıyla karşı karşıyadır. 1 milyondan fazla çocuk ailelerinden koparılarak devlet kontrolündeki yetimhanelere gönderildi. Kadınlar zorla kısırlaştırma operasyonlarına maruz kaldı veya Çinli erkeklerle evlenmeye zorlandı.
Çin’in son dönemdeki "Milli Birlik Yasası", Uygur kimliğini Çince (Mandarin) eğitim, zorunlu evlilik ve Çinli göçmenlerin teşvik edilmesi yoluyla yok etmeyi amaçlarken, tüm çocuklar için ÇKP’nin siyasi ideolojik eğitimini şart koşmaktadır.
ÇKP, Uygurların acısını kazanca dönüştüren; giyim, tarım, kritik mineraller, otomotiv ve daha birçok sektörün küresel tedarik zincirini besleyen bir yok etme ve soykırım sistemi inşa etti.
Pekin, dikkatleri başka yöne çekme sanatında ustalaşmıştır; zulmü "kalkınma" ve "kültür" olarak adlandırır. Örneğin, Uygur bölgesine yönelik "Potemkinvari" (yapay/göstermelik) turlar düzenlemektedir. Princeton University Press personeli de bu tür turlara katılmış ve Uygur kültürü, dili ve dininin yok edildiğine dair onca kanıta rağmen, bölgenin "kültürel çeşitliliğini" utanmazca övmüştür.
Bu turlar; dilleri yasaklanmış, kitapları yakılmış ve dini inançları suç sayılmış bir dönemde Uygurları şarkı söyleyip dans ederken gösterir. Telefonlardan veri toplama ve yüz tanıma kameraları, söz ve hareketleri izleyen "öngörücü polislik" sistemlerini besler.
TikTok ve devlet destekli medya organları, soykırımı gizlemek, şüphe uyandırmak ve sorumluluğu sulandırmak için kurgulanmış "mutlu" Uygur imajlarını yaymaktadır.
Yine de hiçbir propaganda, benim ailem gibi Uygur ailelerin yaşadığı gerçeği silemez. 2021 yılında Hudson Enstitüsü'nde Çin’in toplama kampları siyaseti hakkında konuşmuştum. Birkaç gün sonra ÇKP, ablam Dr. Gulshan Abbas’ı alıkoydu. Benim faaliyetlerime bir misilleme olarak yaklaşık 3.000 gün hapiste yattı. Bu, açık bir sınır ötesi baskı ve uyarıdır; ABD vatandaşı olsam bile sesimi yükseltmemin bir bedeli olduğunun sinyalidir.
Ablamın hapsedilmesi, Çin rejiminin en çok korktuğu şeyin ne olduğunu hatırlatan acı bir gerçektir: Hakikat.
2021 yılında ABD, Uygurlara yönelik zulmü resmen soykırım olarak tanıdı ve aynı yılın Aralık ayında Kongre "Uygur Zorla Çalıştırmayı Önleme Yasası"nı (UFLPA) kabul etti.
Bu yasa, ithalatçılardan mallarının Uygur zorla çalıştırma sistemiyle ilişkisi olmadığını kanıtlamalarını talep eder. "Pop Mart" şirketi böyle bir kanıt sunmak için hiçbir çaba göstermedi.
Bu Çinli oyuncak üreticisi, Sincan pamuğunu savunmuş ve Adidas ilişkisini kestikten sonra Adidas Çin şirketine "tedarik zincirini siyasallaştırdığı" gerekçesiyle saldırmıştır. "Pop Mart" o günden bu yana ABD'de yayılarak yaklaşık 2 milyon üyeye (üreticiden puan toplamak için kayıt olan tüketicilere) ulaştı ve bu kişilerin verileri Çin sunucularında saklanmaktadır.
Aynı zamanda, bu "kirli" Labubu bebekleri Los Angeles'tan New York'a kadar dükkanlarda ve otomatlarda satılmaktadır.
ÇKP’nin ana gazetesi, "Pop Mart"ın "Labubu 3.0" versiyonunu, Çin kültürünün Amerikalı tüketicileri etkileyebileceğinin bir kanıtı olarak övdü. Pop Mart’ın CEO’su, dünya çapında nüfuz ve propaganda için kullanılan Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı'nın (CPPCC) bir üyesidir. Bu durum şirketi, devlet destekli bir ekosistemin tam merkezine yerleştirir.
Pop Mart’ın "açlık pazarlaması" (yapay kıtlık yaratma) modeli, bebekleri sınırlı sayıda piyasaya sürer. TikTok, bu yapay kıtlığı insanlar üzerinde bağımlılık yaratan bir çılgınlığa dönüştürür ve tüketicileri Uygur zorla çalıştırmasıyla üretilen oyuncaklara fahiş fiyatlar ödemeye iter.
Labubu, ÇKP’nin "yumuşak gücü"nün Amerikalı tüketicileri otoriter bir ekonomik sisteme nasıl başarıyla entegre ettiğini gözler önüne sermektedir.
Temmuz 2025'te "Uygur Hareketi" teşkilatı, ABD Gümrük ve Sınır Muhafaza Birimi'ne (CBP) resmi bir şikayette bulunarak "Pop Mart"ın incelenmesini ve UFLPA kapsamındaki yaptırım listesine alınmasını talep etti. Henüz bir hareketlilik görmedik.
Buna rağmen kanıtlar açıktır: "Pop Mart" soruşturulmalı ve ABD'ye mal girişi yasaklanmalıdır.
Eğer halihazırda bir Labubu bebeğiniz varsa, onu saklayın. Ancak şunu unutmayın: O bebek, dünyanın geçici bir moda akımına kapılması uğruna ailesinden ve hayatından koparılan Uygur köleler tarafından, zorla toplanan pamuklardan yapılmıştır.
Uygurlara yapılan zulme sessiz kalmak, hepimizi bu suça ortak eder.
- Rushan Abbas, "Uygur Hareketi" (Campaign for Uyghurs) teşkilatının icra direktörü ve "Sönmez: Bir Uygur'un Özgürlük Mücadelesi" kitabının yazarıdır.
https://www.washingtontimes.com/news/2026/may/6/ugly-truth-labubu-dolls-uyghur-forced-labor/