Kayseri’de düzenlenen “Doğu Türkistan’a Ses Ver” konferansında, bölgedeki seksen yıllık zulüm ve güncel hak ihlalleri ele alınırken, “Doğu Türkistan Çalışmaları” adlı yeni akademik eser kamuoyuna tanıtıldı.
Kayseri Yerel Haber sitesinden Ayşe Türk’ün haberine göre; Kayseri’nin tarihi mekanlarından Hunat Medresesi’nde Türkiye Kamu Çalışanları Vakfı (TÜRKAV) Kayseri Şubesi ve Gökbayrak Platformu iş birliğiyle önemli bir etkinlik gerçekleştirildi. Prof. Dr. Gökçe Yükselen Peler ve Doç. Dr. Raşit Çöloğlu tarafından kaleme alınan "Doğu Türkistan Çalışmaları" adlı kitabın tanıtım toplantısının yanı sıra “Doğu Türkistan’a Ses Ver” başlıklı bir konferans düzenlendi.
Gökbayrak Platformu Genel Başkanı Kulahmet Cantürk ve TÜRKAV Kayseri Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gökçe Yükselen Peler’in konuşmacı olarak katıldığı konferansta, Doğu Türkistan’da seksen yıla yakın bir süredir kesintisiz devam eden sistematik baskı ve zulüm politikaları detaylandırıldı.
Prof. Dr. Peler konuşmasında, Doğu Türkistan’daki ağır insan hakları ihlallerine dikkat çekerek, bölgenin işgal altında bir İslam vatanı olduğunu ve milyonlarca Türk’ün esaret altında yaşam mücadelesi verdiğini vurguladı. Doğu Türkistan’a sahip çıkmanın sadece siyasi bir duruş değil, aynı zamanda asli bir insanlık vazifesi olduğunu belirten Peler, "Doğu Türkistan'ın haklı davasına sahip çıkmak, dinî bir vecibedir. Aynı zamanda Türklük gurur ve şuurunun bir gereğidir. Doğu Türkistan, Büyük Türkistan’ın bir parçasıdır; hatta siyasi olarak ‘Türkistan’ adını yaşatan son kaledir. Şayet Doğu Türkistan davası biterse, koca bir coğrafyadan Türk adının silinmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalırız" ifadelerini kullandı.
Gökbayrak Platformu Genel Başkanı Kulahmet Cantürk ise Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) bölgede yürüttüğü asimilasyon politikalarına odaklandı. Cantürk, toplama kamplarına hapsedilen milyonlarca Uygur Türkü’nün maruz kaldığı trajedileri anlatırken, "Soydaşlarımız kamplarda işkence görürken, çocukları ‘Melekler Kampı’ adı verilen merkezlerde birer Çinli gibi yetiştirilerek kimliklerinden koparılıyor. ‘Kardeş Aile Projesi’ adı altında Müslüman Türk ailelerin mahremiyetine tecavüz ediliyor. Ne yazık ki Türkiye’den bazı medya kuruluşları bu gerçekleri görmezden gelerek Çin propagandasına alet olmaktadır" diyerek tepkisini dile getirdi. Konferansın sonunda Prof. Dr. Peler, yeni çıkan kitabını okuyucular için imzaladı.
Bu anlamlı etkinliğin Kayseri’de gerçekleşmiş olması tesadüf değildir. Kayseri, Uygur Türkleri için Anadolu’daki en güvenli limanlardan ve en önemli yerleşim merkezlerinden biridir. 1950’li yılların başında, komünist Çin işgalinin ardından İsa Yusuf Alptekin ve Mehmet Emin Buğra önderliğinde Hindistan ve Pakistan üzerinden gerçekleştirilen o meşhur "Büyük Hicret" kafilesinin önemli bir bölümü Kayseri’ye yerleştirilmiştir.
Dönemin hükümeti tarafından Kayseri’de inşa edilen konutlara yerleşen Uygur Türkleri, burada hem kendi kültürlerini muhafaza etmiş hem de yerel halkla tam bir gönül birliği kurmuştur. Bugün Kayseri, İstanbul’dan sonra Türkiye’deki en yoğun ve aktif Uygur nüfusuna ev sahipliği yapan şehirdir. Şehirde bulunan "Doğu Türkistan Mahallesi" ve her yıl düzenlenen kültürel etkinlikler, Kayseri’nin bu haklı davanın bayraktarlığını yapmaya devam ettiğinin en somut kanıtıdır. Kayseri halkı, dün olduğu gibi bugün de Uygur kardeşlerinin sesini dünyaya duyurmaya devam etmektedir.