Kırgızistan'daki bir Uygur aşçıya yönelik tehdit, baskı altındaki azınlığa karşı yeni ve hain bir taktiğin habercisi olabilir.
5 Ağustos 2025
Çinli yetkililerin, zulümden kaçan Uygurları anavatanlarına dönmeye zorlamak amacıyla onlara kasıtlı olarak geçersiz pasaportlar verdiği iddia ediliyor.[1] Anavatanlarına dönmeleri halinde keyfi tutuklama, zorla çalıştırma ve hatta ölüm riskiyle karşı karşıya kalacaklar.
Pekin hükümetinin, büyükelçilikleri aracılığıyla yurt dışındaki vatandaşlarına kasıtlı olarak yanlış bilgiler içeren seyahat belgeleri düzenleyerek onların zorla geri gönderilmelerine zemin hazırladığı tahmin ediliyor.
Zulüm gören Müslüman bir azınlık olan Uygurlar için Çin'e iade edilmek; hapis, "yeniden eğitim" kampları ve çeşitli işkenceler anlamına gelmektedir.
1998'den beri Kırgızistan'da yaşayan Abulkasım İsmail, The Telegraph'a geçen sonbaharda Çin Büyükelçiliği'nden yeni bir pasaport aldığını belirtti. Pasaportta kendi fotoğrafı olmasına rağmen, adı (Ayisikari Numaimaiti olarak) ve doğum tarihi (16 Mart 1973 yerine 3 Ağustos 1966 olarak) yanlış yazılmıştı.
İsmail, bilgilerin yanlış olduğunu belirterek elçilik yetkililerine itiraz ettiğinde, pasaportu kabul etmeye zorlandığını söyledi. Pasaportu düzelttirmek istediğinde ise kendisine, "Bunu değiştirmek için Urumçi'ye gidip şikâyette bulunman gerekiyor" dendiğini aktardı.

52 yaşındaki Abulkasım, şimdi Kırgız makamlarının gözünde "sahte" bir pasaport taşıdığı için birkaç gün içinde Kırgızistan'dan Çin'e sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu çaresiz bir durumda.
Abulkasım, The Telegraph'a "Geri gönderilirsem beni hapse atmalarından endişe ediyorum. Zorla geri gönderildikten sonra ne gibi sonuçlarla karşılaşacağımdan çok korkuyorum" dedi.
2014'ten bu yana, Çin'in Uygurlara yönelik baskısı önemli ölçüde arttı; yetkililer bir milyondan fazla insanı keyfi olarak "yeniden eğitim" kamplarına kapattı ve on binlercesini namaz kılmak ve oruç tutmak gibi "suçlarla" itham ederek hapishanelere attı.
Pekin aynı zamanda yurt dışındaki "adli kaçakları" hedef almasıyla da biliniyor. Hükümet, "kaçakların... ikamet ettikleri ülkelere" onlar hakkında "kanıtlar sunarak bu ülkelerin onları oturma izinlerinden mahrum bırakmalarına ve göçmenlik yasalarına dayanarak ülkemize veya üçüncü bir ülkeye zorla geri göndermelerine" önayak olacaklarını açıkça belirtmiştir.
Ancak Çin'in kimi kaçak olarak tanımladığı oldukça göreceli bir konudur. Zira bu ülke, hükümeti eleştiren siyasi muhalifleri ve Uygurlar, Tibetliler gibi etnik azınlıkları suçlu olarak görmektedir.
Yabancı Topraklarda Tutuklamalar
Pekin, kendi yetkililerini yasa dışı bir şekilde başka ülkelerin topraklarına göndererek tutuklamalar yapmış, bunun yanı sıra yabancıları gizlice gözaltına alıp hapishanelere geri getirmiştir. Yöntemlerini sürekli olarak değiştirmekte ve yasal boşluklardan yararlanmakta ustadır.
Daha önce, Çin büyükelçilikleri ve konsoloslukları, yurt dışında pasaport yenilemeyi reddederek başvuru sahiplerini işlemler için Çin'e dönmeye zorluyordu — bu, uluslararası alanda büyük tepki çeken bir uygulamaydı.[1] Birçok durumda, kimlerin yurt dışına çıkışına izin verileceğini kontrol etmek için yerel olarak pasaport vermiyorlardı.[2]
Ancak uzmanlara göre, Abulkasım Bey'e yanlış bilgilerle pasaport verilmesi gibi bu olağandışı durum, Çin'in susturmak istediği kişileri geri dönmeye zorlamak için kullandığı ve daha geniş çaplı bir sınır ötesi baskı kampanyasının parçası olan yeni bir taktik olabilir.
Abulkasım İsmail, Kırgızistan'da geçirdiği yıllar boyunca bir aktivist veya muhalif olmamasına rağmen Çin'in hedefi haline geldi.
Çin meselelerine odaklanan insan hakları örgütü "Safeguard Defenders" çalışanı Laura Harth, "Çin'in, insanları geri göndermek için sınır dışı etmeyi aktif olarak kullandığını ve diğer ülke yetkilileriyle işbirliği yaptığını biliyoruz — bu onların resmi politikası" dedi.
Çin yasaları, "anavatanına iade" de dahil olmak üzere zorla geri getirmenin birkaç yolunu yasallaştırmıştır.
Abulkasım davasındaki yeni nokta, Çin Büyükelçiliği'nin ona teknik olarak bir pasaport vermiş olması, ancak kimlik bilgilerini kasıtlı olarak yanlış yazmasıdır. Bu durum, onun Kırgızistan'da birçok vize sorunu yaşamasına neden oldu ve şimdi de sınır dışı edilmesine yol açmak üzeredir.
Harth, "Bu, son derece kurnazca planlanmış görünüyor" diyerek bu yöntemin Çin'e "sorumluluktan kaçmak için makul bir bahane" yarattığını belirtti.
Yumuşak huylu bir aşçı olan Abulkasım, ne bir aktivist ne de bir muhaliftir. Ancak uzmanlara göre, sadece Uygur kimliği bile onu Çin'in hedefi haline getirmeye yeterli.
Uygur insan hakları örgütü "Wild Dove Group"un hükümet işleri sorumlusu Julie Millsap, "Bu tür durumların tekrar tekrar yaşandığını görüyoruz. Bu sadece Kırgızistan'da değil, Çin'in bireyleri hedef aldığı diğer ülkelerde de böyle ve bunun arkasında mantıklı ya da makul bir sebep görünmüyor" dedi.
"Bu insanların bazıları sıradan iş adamları, bazılarının hiçbir özel geçmişi yok, yine de Çin, geniş çaplı baskı dalgasının bir parçası olarak, diğer ülkeleri bu insanları geri vermeye zorlamak için büyük çaba harcıyor."
1998'de Çin'den ayrıldığından beri Abulkasım, memleketine sadece birkaç kez gitmiş ve 25 yıldır hiç dönmemişti. Bu süreçte memleketindeki tüm aile üyeleri vefat etmiş.
O, Kırgızistan'da yeni bir hayat kurarak kendi restoranını açmış, evlenmiş ve çocuk sahibi olmuştu. Özbekistan ve Türkiye'de aşçı olarak kısa süreli çalıştığı dönemler dışında, çoğunlukla Kırgızistan'da yaşadı.[3]
Ağabeyi hayattayken, Çinli yetkililer onu Abulkasım ile iletişime geçip memleketine dönmeye ikna etmesi için sürekli zorlamış. Ağabeyinin mektuplarındaki içerik hep aynıydı: "Seni memlekete geri çağıyorlar, sadece bir iki haftalığına."
Onun söylediğine göre, Çin'in ağabeyi aracılığıyla yaptığı baskı, pasaportunu yenilemeye çalıştığı her seferde daha da artmış. Bu taciz o kadar şiddetliymiş ki, sonunda ağabeyiyle iletişimini kesmek zorunda kalmış.
O zamanlar, kendisine verilen pasaportların geçerlilik süresi sadece iki veya üç yıldı. Ancak 2013'te, şaşırtıcı bir şekilde, aniden on yıl geçerli bir pasaport almış.
Yurt Dışındaki Uygurlarda Artan Endişe
En son pasaport yenileme başvurusunda bulunduğunda, Çin'in Uygurlara yönelik baskısı çoktan zirveye ulaşmış ve bu baskı birçok Batılı politikacı ve hükümet tarafından "soykırım" olarak tanınmıştı. Bu, böyle bir ortamdaki ilk yeni belge başvurusu olma özelliğini taşıyordu.
Çin'in Abulkasım'ı hedef alması için belirli bir nedeni olup olmadığı ya da onun sadece, Pekin'in güç ve etki açısından Rusya'yı geride bıraktığı Orta Asya'daki eski Sovyet cumhuriyetlerinde yaşayan Uygurları hapsetme gibi daha geniş bir kampanyaya dahil olup olmadığı belirsizdir.
Pekin hükümetinin temel amacı, iktidardaki Komünist Parti'nin gücünü korumak ve onun otoritesine tehdit oluşturan herhangi bir kişi veya grubun sesini kesmektir. Yurt dışındaki Uygurlara yönelik endişe gün geçtikçe artmaktadır, çünkü Uygur topluluğunun üyeleri, Çin'in ağır insan hakları ihlallerini ilk ifşa edenler arasında yer alıyordu.

2021 yılında Çin Dışişleri Bakanı'nın İstanbul ziyareti sırasında Türkiye'deki Uygur toplumundan bir protestocu pankart taşıyor.
Abulkasım'ın durumuna ilişkin bir olasılık, 2013'ten beri pasaportunu yenilemek zorunda kalmadığı için şimdiye kadar yetkililerin dikkatinden kaçmış olmasıdır.
Uzmanlar ayrıca, onun memleketi Gulca'da 1997'de meydana gelen siyasi bir ayaklanmaya karışan kişilerle farkında olmadan bir ilişkisi olma ihtimalini de öne sürdüler.
Bu hatalı pasaport bir memurun hatası da olabilir, ancak Çin Büyükelçiliği bilinmeyen bir nedenle bunu düzeltmek istemiyor.
Abulkasım şimdi Birleşmiş Milletler'e sığınmacı olarak kaydolmak için başvurdu ve cevap bekliyor.
"Geceleri gelip başıma siyah bir torba geçirip, ellerime kelepçe takıp beni havaalanına götürerek Çin'e göndermelerinden çok korkuyorum" dedi.
"Geceleri uyuyamıyorum, kalbim sürekli çarpıyor. Eşimin saçları üzüntüden ağardı, her an ağlayacak gibi duruyor. Çocuklarım da çok endişeli. Polislerin gelmesinden korktukları için hep etrafımda olmaya çalışıyorlar, ama onlar gelirse ellerinden hiçbir şey gelmez."
"Başıma gelen bu felaketlere hiçbir açıklama bulamıyorum. Bu hayatımın en karanlık dönemi, daha önce hiç bu kadar dehşet ve endişe hissetmemiştim. Bu çok korkutucu; hiçbir suçum olmamasına rağmen tamamen onların insafına kalmış durumdayım."
Çin'in Londra Büyükelçiliği, Abulkasım davasından haberdar olmadığını iddia ederek Batı medyasını, Çin'in kuzeybatısındaki Uygur anavatanı Doğu Türkistan hakkında "önyargılı" haber yapmakla suçladı.
Büyükelçilik ayrıca, "Orada tüm etnik gruplar barış ve uyum içinde yaşıyor ve çalışıyor, onların yasal hak ve çıkarları tam olarak güvence altında" iddiasında bulunarak, bunun insan hakları durumunun "gerçek yüzü" ve "Çin'in Doğu Türkistan'ı yönetme politikasının etkinliğinin" bir "kanıtı" olduğunu ileri sürdü.
Kırgızistan'ın Londra Büyükelçiliği ve Çin'in Bişkek'teki Büyükelçiliği, konuyla ilgili yorum taleplerine yanıt vermedi.
Kaynak: "The Telegraph"