Çin’in Baskısıyla Bangkok’taki Sanat Sergisine Sansür: Uygur, Tibet ve Hong Konglu Sanatçılar Hedefte

Bangkok, 10 Ağustos 2025 – Tayland’ın önde gelen sanat merkezlerinden Bangkok Sanat ve Kültür Merkezi (BACC), Çin hükümetinin baskısıyla Uygur, Tibetli ve Hong Konglu sanatçılara ait eserleri kaldırdı ve bazılarını sansürledi. Otoriter rejimlerin küresel iş birliğini konu alan “Suç Ortaklığı Takımyıldızı: Otoriter Dayanışmanın Küresel Mekanizmasını Görselleştirmek” başlıklı sergi, sanatçılara göre Pekin’in sınır ötesi sansür politikalarının yeni bir örneği oldu.

Reuters ve Radio Free Asia (RFA) tarafından ulaşılan belgelere göre, serginin açılmasından sadece üç gün sonra, Çin Büyükelçiliği’nden yetkililer Bangkok Belediyesi temsilcileriyle birlikte sergi alanına giderek, bazı eserlerin kaldırılmasını ve sanatçı isimlerinin karartılmasını talep etti. Kaldırılan eserler arasında Doğu Türkistan ve Tibet bayrakları, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in kartpostalları ve Çin ile İsrail arasındaki ilişkileri konu alan bir çalışma da vardı.

Özellikle bir Tibetli sanatçı olan Tenzin Mingyur Paldron’un video enstalasyonu tamamen sergiden çıkarıldı. Söz konusu çalışmada, Filistin bayrakları taşıyan Tibetliler üzerinden soykırım ve sömürgecilik temaları işleniyordu. Paldron, Reuters’a yaptığı açıklamada, “Çin, Tibetlilerin dünyayla bağını kesmek istiyor. Müze ve galeriler halk içindir, hiçbir ideolojinin diktatörleri için değil,” dedi.

Sansüre uğrayan bir diğer eser ise Uygur bir sanatçıya ait kısa filmdi. Film gösterimi sırasında ekranın altında sanatçının adı siyah bir bantla gizlenmişti. “Uygur”, “Tibet” ve “Hong Kong” kelimeleri, sergi içeriğinden sistematik olarak çıkarıldı.

Serginin küratörlerinden Sai, aynı zamanda Myanmar Barış Müzesi’nin kurucularından biri. Reuters’a verdiği bilgiye göre, Tayland Dışişleri Bakanlığı ve Bangkok Belediyesi üzerinden iletilen Çin baskısı, galerinin eserleri değiştirmesine neden oldu. Galeri tarafından gönderilen bir e-postada şu ifadeler yer aldı:

“Çin Büyükelçiliği’nden gelen dolaylı baskılar sonucunda, serginin Tayland ile Çin arasında diplomatik gerginlik yaratabileceği bildirildi. Bu nedenle bazı düzenlemeler yapmak zorunda kaldık.”

Sai, bunun yalnızca bir sansür örneği değil, aynı zamanda bölgede sürgünde yaşayan sanatçılara yönelik ciddi bir tehdit olduğunu vurguladı:

“Otoriter iş birliklerini konu alan bir serginin otoriter baskıyla sansürlenmesi, başlı başına ironik bir durum. Tayland uzun süredir muhalif sanatçılar için bir sığınaktı. Bu olay, artık bu güvenliğin ciddi biçimde sarsıldığını gösteriyor.”

Bu sansür olayı, Çin’in kültürel alandaki etkisini artırdığı bir dönemde yaşandı. Yılın başında Tayland, yaklaşık 40 Uygur’u gizlice Çin’e iade etti. Birleşmiş Milletler uzmanları, bu kişilerin işkenceye ve ağır insan hakları ihlallerine uğrama riskiyle karşı karşıya olduğu konusunda uyarıda bulunmuştu. Pekin yönetimi ise Uygurlara yönelik bu tür iddiaları sürekli olarak reddediyor.

Tayland’daki olayla ilgili Çin Dışişleri Bakanlığı, Çin’in Bangkok Büyükelçiliği ve Tayland hükümeti, Reuters’ın yorum taleplerine yanıt vermedi. Galeri yetkilileri de kamuya açık açıklama yapmamayı tercih etti.

Uluslararası insan hakları örgütleri bu tür olayları “sınır ötesi baskı” olarak tanımlıyor. Safeguard Defenders adlı kuruluşun kurucusu Michael Caster, Çin’in yalnızca gazetecileri veya aktivistleri değil, sanat alanını da kontrol altına almaya çalıştığını belirtiyor:

“Bu sadece sansür değil; Çin’in iç politikalarını dünyanın dört bir yanına yayma çabası.”

RFA’ya konuşan Taylandlı akademisyen Dr. Pavin Chachavalpongpun ise olayın bölgedeki ifade özgürlüğüne ciddi bir darbe olduğunu savundu:

“Tayland’ın, Çin’i eleştiren sanatı bile bastıracak noktaya gelmesi, ifade özgürlüğünün ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.”

Bangkok’taki bu sergi, yalnızca Çin değil; İran, Rusya ve Suriye’den sürgündeki sanatçıların da eserlerine ev sahipliği yapıyordu. Ancak özellikle Uygurların temsil edildiği çalışmaların hedef alınması, Pekin’in en hassas olduğu konuların başında Uygur meselesi olduğunu bir kez daha gösterdi.

Sergi salonundaki ekranlar bugün siyah... Ve sanatçılar sormaya devam ediyor:

“Müzeler kimin için var? Halk için mi, yoksa ideolojilerin diktatörleri için mi?”