Londra Uygur Topluluğu, 8 Ekim 2025 Çarşamba günü Londra'da Associated Press ile yaptıkları röportaj sırasında performans sergiliyor. (AP Fotoğrafı/Joanna Chan)
Turkistan Times, 1 Ocak 2026 - Associated Press (AP) tarafından yayımlanan ve Norveç merkezli "Uyghur Hjelp" (Uygur Yardım) kuruluşunun sızdırdığı belgelere dayanan yeni rapor, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki asimilasyon politikalarının korkutucu seviyelere ulaştığını kanıtlıyor. Ekim 2024'te Kaşgar’da gerçekleşen gizli bir güvenlik toplantısının kayıtları, bölgedeki günlük yaşamın her hücresinin ideolojik bir kuşatma altına alındığını gösteriyor.
Selamdan Partiye Sadakat Dayatması
Toplantı kayıtlarına göre, Uygurların binlerce yıllık kültürel ve dini mirasının parçası olan selamlaşma biçimleri artık bir "suç" unsuru olarak değerlendiriliyor. Yerel yetkililere, halkın "Esselamu aleykum" gibi İslami selamları kullanmasını engellemeleri ve bu ifadeleri "aşırıcılık" belirtisi olarak rapor etmeleri talimatı verildi.
Daha da dikkat çekici olanı, vedalaşırken kullanılan ve kültürel bir refleks olan "Allah’a emanet ol" (Allah amanat) ifadesinin yasaklanarak, yerine "Komünist Parti sizi korusun" veya "Parti’nin lütfuna güvenin" gibi siyasi sloganların yerleştirilmeye çalışılmasıdır. Bu durum, Çin yönetiminin bölgedeki inanç sistemini tamamen tasfiye ederek yerine Komünist Parti kültünü koyma hedefini açıkça ortaya koyuyor.
Müzik Üzerinden Dijital Pranga: 7 Yasaklı Kategori
Baskı sadece dille sınırlı kalmıyor; Uygur kimliğinin en güçlü ifadesi olan müzik de hedef tahtasında. AP’nin ulaştığı raporlara göre yönetim, 7 farklı kategoride sınıflandırılan geniş bir "yasaklı şarkılar listesi" oluşturmuş durumda.
Bu listeler sadece dini içerikleri değil; Uygur tarihine atıfta bulunan, vatan özlemi içeren, hatta halkın moralini yükseltebilecek "fazla hüzünlü" veya "fazla coşkulu" bulunan popüler eserleri de kapsıyor. Halk, telefonlarında bu şarkıları bulundurmamaları, sosyal medyada paylaşmamaları ve indirmemeleri konusunda sert bir dille uyarılıyor. Bu yasağa uymayanlar ise "terörle bağlantılı suçlar" kapsamında toplama kamplarına veya ağır hapis cezalarına çarptırılma riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Dijital Gözetim ve Toplumsal Korku
Uyghur Hjelp kurucusu Abduweli Ayup, bu uygulamaların amacının Uygur toplumunda mutlak bir korku iklimi yaratarak kültürel belleği silmek olduğunu belirtiyor. Sokaklardaki rutin kontrollerde telefonların taranması ve en ufak bir "şüpheli" kelime veya şarkı için insanların alıkonulması, bölgedeki dijital diktatörlüğün ulaştığı son noktayı gösteriyor.
Sonuç olarak bu belgeler, Çin’in Sincan’daki stratejisinin sadece fiziksel bir baskı değil, aynı zamanda dilin, müziğin ve inancın yok edildiği topyekûn bir kimlik tasfiyesi olduğunu bir kez daha tüm dünyaya ilan ediyor.