Marksist-Komünist Çin işgali altındaki Doğu Türkistan'ın yerli halkı olan Uygur Müslümanları, yoğun bir denetim ve baskı altında yaşıyor. Bu gözetim mekanizması, Müslüman kimliğini yok etme amacıyla eğitim ve medyada dayatılan Çince yerine kendi ana dilleri olan Uygurcayı telefonlarında konuşanları takip edecek kadar ileri bir casusluk seviyesine ulaşmış durumda.
Çin’in Müslüman Doğu Türkistan’da yürüttüğü soykırım suçları kapsamında, nüfusa yönelik uygulanan ileri düzey kontrol ve takip yöntemleri, saygın raporlarca belgelenmiş kesin bir gerçeklik haline gelmiştir. Sosyal medyada yayılan bazı videolar ise bu suçlara dair ek kanıtlar sunmaktadır.
Geçtiğimiz günlerde, Hotan vilayetine bağlı Uzunşu köyündeki bir polis merkezi yakınında çekilen ve sosyal medyada büyük yankı uyandıran bir video paylaşıldı. Videoda Uygur bir genç kızın, bir Uygur polis memuruna "Polis Günü" vesilesiyle hediye verip tebrik ettiği görülüyor. Ancak kız Uygurca konuştuğu anda, polis merkezindeki cihazlardan biri otomatik olarak sesini tanıyor ve şu uyarıyı yapıyor:
“Bunu unutma! Kamusal alanlarda devletin resmi dilini (Çince) konuş!”
ABD merkezli IPVM gibi araştırma kuruluşları, daha önce ünlü Çinli şirketlerin Uygur yüzlerini tanımak için teknolojiler geliştirdiğini ve bu teknolojilerin güvenlik kameralarında kullanıldığını ortaya koymuştu. Bu yeni video ise Çin'in, Uygurcayı otomatik olarak ayırt etmek için ses tanıma teknolojilerini kullandığını; sokaklardaki her kelimeyi ve hareketi izlediğini açıkça göstermektedir. Bu durum, baskıcı denetimin ve hak ihlallerinin boyutunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlamaktadır.
Daha önce yayımlanan videolarda da Uygur çocukların okullarda Uygurca konuşmalarının yasaklandığı ve ihlallerin ağır şekilde cezalandırıldığı görülmüştü. Bu durum, yeni nesil Uygurların ana dillerini bilmeden büyümesine yol açmaktadır. Uzmanlar, uluslararası medya ve siyasetçiler, Doğu Türkistan'daki durumun George Orwell'in ünlü "1984" romanındaki tasvirlere benzediğine dikkat çekiyor. Bu video, söz konusu değerlendirmelerin mübalağa olmadığını, aksine korkutucu gözetimin belgelenmiş bir gerçek olduğunu teyit etmektedir.