Turkistan Times, Londra, İngiltere — 18 Ocak 2026, Pazar: Pazar günü İngiliz medyasında yayımlanan önemli bir analizde, Çin hükümetinin Londra’nın merkezinde inşa etmeyi planladığı devasa yeni diplomatik yerleşkesinin yani "Süper Elçiliğin", İngiltere'nin ulusal güvenliğine ve bu ülkedeki siyasi sığınmacılara, özellikle de Doğu Türkistanlı Uygurlara yönelik oluşturduğu ciddi riskler ifşa edildi.
Makalenin yazarı, "Uygur Soykırımını Durdur" (Stop Uyghur Genocide) organizasyonunun icra direktörü Rahima Mahmut'tur. Bir Uygur aktivist olan Mahmut, İngiliz hükümetinin Pekin’in bu devasa diplomatik merkez projesini onaylaması durumunda, kendisi gibi siyasi muhacirlerin artık bu topraklarda güven içinde yaşayamayacağı konusunda uyarıda bulundu. Habere göre, İngiliz hükümeti Pazartesi günü bu "Süper Elçilik" hakkında nihai kararını verecek. Konu şu anda İşçi Partisi milletvekilleri, siber güvenlik uzmanları, istihbarat müttefikleri ve hatta ABD Beyaz Saray’ın bile güçlü dikkatini ve itirazını çekmiş durumda.
Casusluk ve Güvenlik Endişeleri
Kaynaklar, Çin’in Londra Kulesi (Tower of London) yakınlarında kurmayı planladığı yeni elçilik planlarında, bina içinde yüzlerce "gizli" odanın bulunduğunun tespit edildiğini belirtiyor. Bu tasarımın, Çinli casusların Londra’daki finansal verilere erişmesine zemin hazırlayabileceği düşünülüyor. Daha da ürkütücü olanı, geçen hafta sızan bilgilere göre, binanın altında Londra şehrinin hassas verilerini taşıyan kablolara bitişik inşa edilmiş gizli bir bodrum katı olduğu ortaya çıktı. Bu durum, İngiltere ve müttefiklerine karşı casusluk faaliyetleri yürütme ve ekonomik savaş başlatma riskini artırıyor.
Sınır Ötesi Baskı ve Uygurların Endişesi
Yazıda yazarın kişisel tecrübelerine de yer verilmiştir. Rahima Mahmut, İngiltere’ye geldiğinde coğrafi mesafenin kendisine güvenlik getireceğine ve özgürce konuşabileceğine inandığını, ancak Çin’in yeni elçilik planının Uygurlar üzerindeki zulüm gölgesinin henüz kalkmadığını, aksine onları takip ettiğini hissettirdiğini belirtti. Mahmut, bunun boş bir korku değil, acı bir tecrübe olduğunu vurguladı.
Yıllardır Çin Komünist Partisi (ÇKP), baskı politikalarını sınır ötesine taşımaktadır. İngiltere dahil yurt dışındaki Uygurlar sürekli izlenmekte, tehdit edilmekte ve susturulmaya çalışılmaktadır. Doğu Türkistan’daki aileleri, yurt dışındaki akrabalarının eylemleri nedeniyle cezalandırılmaktadır. Yazar, "sınır ötesi baskı" olarak adlandırılan bu fenomenin artık uluslararası alanda tanındığını ve Çin elçilikleri ile konsolosluklarının bu baskı faaliyetlerinin ana üssü ve devlet gücünün uzantısı olarak işlev gördüğünü ifade etti.
Eğer bu "Süper Elçilik" onaylanırsa, bu sadece bir bina projesi olmayacak, aynı zamanda ÇKP’nin gücünün, varlığının ve "meşruiyetinin" bir sembolü olacaktır. Bu durum Uygurlar, Tibetliler, Hong Konglular ve Çinli muhalifler için, Çin’in yurt dışındaki toplulukları korkutmak ve seslerini kısmak için devlet aygıtını genişlettiğine dair bir sinyaldir.
Siyasi ve Ahlaki Sorumluluk
Makalede ayrıca, 2021 yılında kurulan bağımsız "Uygur Mahkemesi"nin (Uyghur Tribunal), ÇKP’nin Uygurlara yönelik eylemlerini "soykırım" ve "insanlığa karşı suç" olarak tanımladığı hatırlatıldı. Bu karar sızdırılan devlet belgelerine, uydu görüntülerine ve tanık ifadelerine dayanmasına rağmen, bu gerçek göz ardı edilmektedir. Özellikle şu an iktidarda olan İşçi Partisi bakanlarının, muhalefetteyken Çin’in Uygur vahşetini soykırım olarak tanıma sözü verip, iktidara geldikten sonra bu sözden geri adım atmaları sert bir şekilde eleştirildi.
Habere göre, İngiliz hükümetinin Avrupa’daki en büyük Çin diplomatik ve gözetleme merkezinin Londra’nın kalbinde kurulmasına izin vermesi, basit bir imar kararı değil, derin bir siyasi ve ahlaki tercihtir. ÇKP’nin gözetim sistemi altında yaşayanlar için bu karar hayati önem taşımaktadır. Birçok aktivist, iletişim araçlarının izlendiğini ve faaliyetlerinin bedelini yıllardır haber alamadıkları akrabalarının ödediğini bilerek mücadele etmektedir.
Sonuç: Ahlaki Bir Seçim
Rahima Mahmut makalesinde, İngiliz hükümetinin bu devasa elçiliği onaylamasının mağdur topluluklara şu mesajı vereceğini uyardı: "Sizin korkularınız ikincil meselelerdir, güvenliğiniz ise pazarlık edilebilir bir şeydir." Diplomasi, soykırımla suçlanan bir devlete hiçbir şart ve sorumluluk yüklemeden daha geniş alanlar açmayı gerektirmez.
Haberin sonunda, Londra’nın kendi halkının hayatını karartan güçlerin oyun alanı değil, aktivistlerin sesinin özgürce çıktığı bir güvenlik şehri kalması gerektiği vurgulandı. Yazara göre, ÇKP’nin "Süper Elçiliği"ni gerçeklere göz yumarak onaylamak, sadece planlama hatası değil, bir "ahlaki mağlubiyet"tir. Çünkü Uygurlar için mesele asla gözden ırak değildir; zulmün gölgesi onları her adımda takip etmektedir.