BM uzmanları, Çin’de Uygur, Kazak, Kırgız ve Tibetli azınlıkların zorla çalıştırıldığı ve kültürel kimliklerinin hedef alındığı iddialarından derin endişe duyduğunu açıkladı.
23 Ocak 2026, Uygur Haber
Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları, 22 Ocak 2026 tarihinde yaptıkları açıklamada, Doğu Türkistan ve Çin’in iç bölgelerinde Uygur, Kazak, Kırgız ve Tibetli azınlık gruplarının zorla çalıştırıldığıyla ilgili raporlardan ciddi kaygı duyduklarını belirtti. Uzmanlar, bu durumun devletin “işgücü transferi” programları aracılığıyla gerçekleştiğini ve azınlıkların kültürel kimliklerini hedef aldığını vurguladı.
BM uzmanlarına göre, Çin’deki zorla çalıştırma, devletin “yoksullukla mücadele için işgücü transferi” programlarıyla kolaylaştırılıyor. Bu programlar, Uygur ve diğer azınlık gruplarını Doğu Türkistan ve başka bölgelerdeki işlere zorluyor. Bu kişiler, sürekli izleme, gözetim ve sömürüye maruz kalıyor; ceza ve keyfi gözaltı korkusuyla işi reddetme veya değiştirme seçeneği bulunmuyor. Doğu Türkistan’dan 2021-2025 planında 13.75 milyon işgücü transferi hedeflenirken, gerçek rakamların bu sayıyı aştığı belirtiliyor.
Tibetliler de “Eğitim ve İşgücü Transferi Eylem Planı” gibi benzer programlarla zorla çalıştırmaya tabi tutuluyor. Bu planlar, “kırsal fazla işgücünün” eğitimi ve transferi için askeri tarzda mesleki eğitim yöntemlerini meşrulaştırıyor. 2024 yılında yaklaşık 650.000 Tibetlinin bu transferlerden etkilendiği tahmin ediliyor. Ayrıca, Tibetliler “köylülerin taşınması” programıyla yerlerinden ediliyor; bu program, tekrarlanan ev ziyaretleri, ceza tehditleri ve temel hizmetlerin kesilmesi gibi baskıcı yöntemlerle rıza oluşturmaya çalışıyor.
Uzmanlar, bu işgücü ve arazi transferlerinin, Uygur, diğer azınlıklar ve Tibetlilerin kültürel kimliklerini yoksulluk bahanesiyle zorla yeniden şekillendirme politikasının bir parçası olduğunu ifade etti. Bu programlar, tarıma dayalı veya göçebe geleneksel yaşam biçimlerini, bireyleri ücretli işçiliğe mecbur bırakan yerlere taşıyarak değiştiriyor. Sonuç olarak, dilleri, toplulukları, yaşam biçimleri, kültürel ve dini pratikleri zarar görerek onarılamaz kayıplara yol açıyor.
BM uzmanları, zorla çalıştırma ile üretilen malların küresel tedarik zincirlerine üçüncü ülkeler aracılığıyla girmesinden de derin endişe duyuyor. Bu durum, hedefli ticaret kısıtlamaları ve insan hakları durum tespiti mekanizmalarının etkinliği konusunda soruları gündeme getiriyor. Uzmanlar, Çin’de faaliyet gösteren yatırımcı ve işletmeleri, BM İş ve İnsan Hakları Rehber İlkeleri doğrultusunda insan hakları durum tespiti yapmaya ve tedarik zinciri risklerini göz önünde bulundurmaya çağırdı. Şirketlerin operasyonlarının zorla çalıştırma ile kirlenmemesini sağlamaları gerektiğini belirten uzmanlar, bağımsız BM insan hakları mekanizmalarının Çin’e serbest erişim çağrısını yineledi.