5 Şubat 1997'de Gulca şehrinde, silahsız Uygur erkek ve kadınları, giderek artan siyasi, kültürel ve dini baskılara karşı barışçıl bir şekilde sokaklara döküldü. Ayrımcı politikalara ve "Meşrep" gibi geleneksel sosyal toplanmaların yasaklanmasına son verilmesi gibi temel insan hakları talepleriyle başlayan bu halk hareketi, Çinli yetkililerin kanlı bir baskısıyla karşılaştı. Çin güvenlik güçleri protestoculara ateş açarak çok sayıda insanı öldürdü ve yaraladı; takip eden haftalarda binlerce kişiyi tutukladı. Yüzlerce kişi işkence gördü, adil olmayan yargılamalarla cezalandırıldı, idama mahkûm edildi veya zorla kaybedildi.
Aradan 29 yıl geçmesine rağmen Gulca Katliamı, Çin hükümetinin Uygur halkına karşı işlediği ve hesabı sorulmamış bir devlet şiddeti trajedisi olarak varlığını sürdürmektedir. 5 Şubat 1997 katliamı, Çin hükümetinin daha sonra Uygurları ve diğer Türk halklarını hedef alan; toplama kamplarına kapatma, hapis, yaygın gözetim, kültürel yıkım, zorla çalıştırma ve zorunlu kısırlaştırma gibi uygulamaları içeren insanlığa karşı suçlarının ve soykırımının bir öncüsüydü.
Baskının son derece ağır olmasına rağmen Çin hükümeti, Gulca'daki şiddet olaylarından dolayı sorumlu tutulmadığı gibi, öldürülen, tutuklanan veya zorla kaybedilenlerin ailelerine de olayların akıbeti hakkında bilgi vermedi veya herhangi bir tazminat ödemedi. Uluslararası toplumun yaklaşık 30 yıl önce bu suçlara karşı etkili bir tepki verememesi, Çin hükümetinin cezasızlık kültürünü pekiştirdi ve artan zulmünü daha da cesaretlendirdi.
Gulca Katliamı'nı anmak, Uygurlar için yalnızca bir anma faaliyeti değil, aynı zamanda uluslararası toplumun ahlaki ve yasal yükümlülüklerini yerine getirmesi için teyakkuz halinde kalması gerektiğini hatırlatan bir uyarıdır. Uygur İnsan Hakları Projesi, bazı ülkelerin Uygur insan hakları meselesinde Çin'e karşı gösterdiği çabaları takdir etmektedir; ancak Çin ile siyasi ve ekonomik ilişkileri normalleştirmeye dönmek, faillere fırsat tanıyacak ve hesap sorma çabalarını zayıflatacaktır.
Uygur İnsan Hakları Projesi İcra Direktörü Ömer Kanat, konuyla ilgili şunları söyledi: "Gulca Katliamı, Çin'in Uygurlara yönelik devlet şiddetinin erken bir uyarı işaretiydi, fakat bu mesele hiçbir zaman gerektiği gibi ele alınmadı. Bu 29. yıl dönümünde, uluslararası toplumu devam eden Uygur soykırımına odaklanmaya devam etmeye çağırıyorum. Bu teyakkuz hali, nesillerdir Uygurların aradığı hesap verebilirliğin sağlanmasında hayati öneme sahiptir."
Ömer Kanat sözlerine şunları ekledi: "Uluslararası toplumun, insan hakları ihlalcilerine darbe vurmayı amaçlayan yaptırımlar uygulamak ve soykırım ile insanlığa karşı suçları yasaklayan uluslararası sözleşmeleri yürürlüğe koymak gibi karşılık verecek araçları ve yükümlülükleri vardır."