Çin'in Sınır Ötesi Gözetimi Uygur Aileleri Nasıl İzole Ediyor?

Ailemi ararsam sorun çıkacak.”

Yazar: Henryk Szadziewski

Washington DC merkezli Uygur İnsan Hakları Projesi Araştırma Direktörü

2017 yılında ABD'de yaşayan Ablajan adlı bir Uygur, memleketi Doğu Türkistan'ın güneyindeki Hotan şehrinde yaşayan ebeveynlerini aradı. Görüşme, annesinin bir daha aramamasını söylemesiyle aniden kesildi. Annesi, daha fazla iletişimin Çin'deki aile üyeleri için cezalandırılmayla sonuçlanabileceği konusunda uyardı. Ablajan, o telefon görüşmesinden bu yana geçen sekiz yıl boyunca anne ve babasıyla bir daha konuşamadı.

Bu uzun sessizlik kişisel ilişkilerin kopması değil, devletin Uygur aileleri üzerindeki kontrolünün bir sonucudur. Uygurlar, Çin'de yaklaşık 12 milyon, diasporada ise yarım milyon nüfusa sahip, çoğunluğu Müslüman olan bir Türk halkıdır. Çin yönetimi, Uygur anavatanını "yeni sınır" anlamına gelen ve birçok Uygur tarafından sömürgeci bir terim olarak kabul edilen "Sincan" olarak adlandırmaktadır. Diasporadaki Uygurlar ise "Doğu Türkistan" ve "Uygur Bölgesi" isimlerini tercih etmektedir.

2016-17 yıllarından itibaren, Çin devletinin "terörle mücadele" adı altında Uygur Bölgesi'nde gözetimi ve kitlesel tutuklamaları artırmasıyla, yurt dışındaki Uygurlar ile Çin'deki aileleri arasındaki temas koptu. 2020'de sızdırılan bir Çin hükümeti veri tabanı, Uygurların akrabalarıyla yaptığı "denizaşırı iletişimleri" toplama kamplarına alınma nedeni olarak gösteriyordu.

Araştırmalarım sırasında, devlet korkusu nedeniyle sessizliğe gömülen tek kişi Ablajan değildi. Yurt dışındaki Uygurlar on yıla varan sürelerle ailelerinden koparıldı. Bunun sonucunda; yıllar sonra öğrenilen ölümlerin yası, büyükanne ve büyükbabasını tanımadan büyüyen çocukların yaşadığı nesiller arası travma ve kültürel izolasyon ortaya çıktı.

Birçok Uygur için aile, devletin onlara sınır ötesinde bile ulaşmak ve kontrol etmek için kullandığı bir araçtır. Çin'deki aile üyeleri, yurt dışındaki akrabalarının eylemleri veya söylemleri nedeniyle cezalandırılmaktadır. Bu tehdit, denizaşırı ülkelerdeki eleştirel sesleri susturmaktadır; çünkü Uygur Bölgesi'nde bir aileye sahip olmak, devletin elinde bir kozdur.

Çin hükümeti bölgenin istikrarlı ve turizme açık olduğu anlatısını yaymaya çalışsa da, sahadaki gerçeklik bunu yalanlamaktadır. Avrupa Parlamentosu'nun Ocak 2026 tarihli bir analizi de devletlerin diasporaları kontrol etmek için aile temelli baskıları nasıl giderek daha fazla kullandığını belgelemektedir. Uygurların talebi basittir: Korku duymadan aileleriyle iletişim kurabilmek ve sevdiklerinin güvende olup olmadığını bilmek.

https://www.thenewhumanitarian.org/opinion/2026/02/24/how-china-transnational-surveillance-isolating-uyghur-families