Gazetecilik Ahlakına İhanet: Cezayir "El Moudjahid" Gazetesinin Kaşgar İdgah Camii Hakkındaki Utanç Verici Yalanlarına Kapsamlı Reddiye

 

 

TurkistanTimes: 1 Mart 2026 tarihinde, Cezayir'in ulusal gazetesi El Moudjahid'de, gazeteci Amel Zemouri (A.Z.) imzasıyla "İdgah Camii: Uygurların Ruhani Merkezi ve Çin'de İslam'ın Sembolü" başlıklı bir makale yayımlandı. Makale, Çin işgali altındaki Doğu Türkistan'ın Kaşgar şehrinde bulunan tarihi İdgah Camii'ni sanki Uygur Müslümanlarının özgürce ibadet ettiği, Teravih namazı kıldığı, toplu iftarlar yaptığı ve Kur'an dersleri aldığı "canlı bir ruhani merkez" gibi tasvir etmektedir. Açık ve net bir şekilde ifade ediyoruz: Bu makalede öne sürülen iddiaların tamamı birer kuyruklu yalan ve Çin'in Uygurlara yönelik soykırımını aklamak için uydurulmuş iğrenç bir propagandadan ibarettir. Bu sözde gazetecinin iddiaları o kadar gerçek dışıdır ki, Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) kendi propaganda aygıtları bile uluslararası toplumun gözünün içine baka baka bu kadar pervasızca yalan söylemeye cesaret edemez.

Yazar makalesinde fütursuzca, "Her yıl burası, özellikle bayramlarda ve Ramazan'da dini kutlamaların odak noktası haline gelir; cemaat iftar ve gece namazları (Teravih) için toplanır" iddiasında bulunmuştur. Oysa Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Birleşmiş Milletler raporları, Çin hükümetinin Doğu Türkistan'da Ramazan ayında oruç tutmayı tamamen yasakladığını şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlamıştır. Bırakın İdgah Camii'nde Teravih kılınmasını veya toplu iftar yapılmasını, sıradan Uygur vatandaşlarının günlük beş vakit namaz kılmak için camiye girmesi bile kesinlikle yasaktır. Bugün İdgah Camii dini bir mekan olmaktan çıkarılmış, girişine yüz tanıma sistemleri kurulan ve turistlere bilet kesilerek gezdirilen turistik bir dekora dönüştürülmüştür. Namaz kılmak amacıyla camiye girmeye teşebbüs eden herhangi bir yerel Uygur, doğrudan "dini aşırılıkçı" damgasıyla toplama kamplarına gönderilmektedir.

Makaledeki en iğrenç çarpıtmalardan biri de caminin "Kur'an, Arapça ve İslam kültürü derslerine ev sahipliği yaparak genç nesillerin kendilerini eğitmelerine ve dini, kültürel kimliklerini korumalarına olanak tanıdığı" yalanıdır. Bu iddia insan aklıyla alay etmektir; zira Çin'in kendi hazırladığı "Sincan Uygur Özerk Bölgesi Dini İşler Yönetmeliği"ne göre, 18 yaşından küçük çocukların camilere girmesi ve herhangi bir dini eğitim alması resmen yasa dışıdır. Milyonlarca Uygur'un sadece evlerinde Kur'an-ı Kerim bulundurdukları, çocuklarına İslami isimler verdikleri veya kendi başlarına dinlerini öğrendikleri için toplama kamplarında işkence gördüğü bir ortamda, Kaşgar'ın göbeğinde gençlere açıkça Kur'an dersi verildiğini iddia etmek, Pekin'in bile uydurmaya cesaret edemeyeceği kadar absürt bir hayal ürünüdür.

Gazetecinin İdgah Camii'ni "Çin'deki İslam'ın canlı bir sembolü" olarak nitelendirmesi, bölgedeki kültürel ve dini yıkımın üzerini örtme çabasından başka bir şey değildir. Bağımsız uydu görüntüsü analizlerine ve Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü'nün (ASPI) raporlarına göre, 2017'den bu yana Doğu Türkistan genelinde 16.000'den fazla cami yıkılmış veya domuz çiftliklerine, barlara ve umumi tuvaletlere çevrilmiştir. İdgah Camii'nin yıkılmadan ayakta bırakılmasının tek nedeni onun bir "İslam sembolü" olması değil, Çin'in dış dünyayı ve yabancı diplomatları kandırmak için kasten ayakta tuttuğu içi boşaltılmış sahte bir "tiyatro dekoru" olmasıdır. Sonuç olarak, gazeteci Amel Zemouri kalemini, bütün bir milleti ve inancını yok etmeye çalışan soykırımcı bir rejimi aklamak için bir silah olarak kullanmıştır. Ezilen ve katledilen Uygur Müslümanlarının kanı ve gözyaşı üzerinde bu tür asılsız yalanları yaymak sadece gazetecilik mesleğine yapılmış bir ihanet değil, aynı zamanda insanlık vicdanına vurulmuş affedilmez bir darbedir.