Jim Wormington (Kıdemli Araştırmacı), Yalkun Uluyol (Çin Araştırmacısı) | 1 Nisan 2026, İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW)
Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Çin’deki zorla çalıştırma uygulamalarını kınamaktaki tereddütü, Çin hükümetinin Uygurlara yönelik baskılarını sona erdirmesi için kurulan uluslararası baskıyı zayıflatma riski taşıyor.
Milletvekili Michael Ma’nın Çin’deki zorla çalıştırma raporlarına gölge düşüren iddialarına yanıt veren Carney, 30 Mart’ta medyaya yaptığı açıklamada Kanada’nın "zorla çalıştırma ve çocuk işçiliği meselelerini son derece ciddiye aldığını" belirtti. Ancak Çin’de sistematik zorla çalıştırmanın varlığına dair doğrudan bir soru sorulduğunda, Carney yalnızca "Çin’in bazı bölgelerinde riskin daha yüksek olduğunu" söylemekle yetindi.
Carney’nin bu muğlak ifadeleri; pamuk, otomotiv, güneş enerjisi ve kritik mineraller gibi tedarik zincirlerinde Uygur ve diğer Türkî Müslüman halkların devlet eliyle zorla çalıştırıldığına dair sunulan kapsamlı ve tutarlı kanıtları görmezden gelmektedir. BM, İnsan Hakları İzleme Örgütü ve diğer saygın kuruluşlar, yıllardır Çinli yetkililerin Doğu Türkistan (Sincan) bölgesinde işlediği "insanlığa karşı suçları" raporlamaktadır.
Carney’nin yorumları ayrıca Kanada hükümetinin geçmişte bölgedeki zorla çalıştırma uygulamalarına yönelik derin endişelerini dile getirdiği resmi pozisyonundan da bir sapma anlamına gelmektedir. Ocak 2021’de Kanada Küresel İlişkiler Bakanlığı, işletmeleri söz konusu bölgedeki zorla çalıştırma risklerine karşı uyaran bir rehber yayınlamıştı.
Carney konuşmasında "Kanada’nın çocuk işçiliği ve zorla çalıştırma konusunda dünyadaki en sert önlemlere sahip olduğunu" iddia etse de, hükümeti şimdiye kadar bu ürünlerin pazara girişini engelleyecek yasaları etkin bir şekilde uygulamakta yetersiz kalmıştır. Ayrıca, Avrupa Birliği mevzuatını model alan tedarik zinciri özen yükümlülüğü yasası konusunda da somut bir adım atmamıştır.
Kanada’nın mevcut ithalat kısıtlamaları, Doğu Türkistan’da üretilen ürünlerin "zorla çalıştırma ürünü" olduğu varsayımını (presumption of forced labor) içermemektedir. Oysa bu, ABD’nin "Uygur Zorla Çalıştırmayı Önleme Yasası"nın (UFLPA) en temel özelliğidir. ABD makamları, geçen ay Kanada dahil 60 ülkedeki ithalat kısıtlamalarının etkinliğini denetleyecek bir inceleme başlattığını duyurmuştur.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Kanada’ya yönelik açık muhalefeti karşısında Carney, ticaret ortaklarını çeşitlendirmek adına Çin ile ilişkileri güçlendirme yoluna gitmiştir. Ancak Çin’e yönelik her türlü stratejik yönelimin merkezinde insan hakları yer almalıdır; aksi takdirde Kanada, kendi üretici ve tüketicileri için ekonomik, güvenlik ve yönetişim risklerini artıran bir "hak ihlali ekonomisine" zemin hazırlamış olacaktır.
Başbakan Carney, çok kutuplu bir dünyada Kanada’ya liderlik ederken, Uygur zorla çalıştırma uygulamalarını açık ve tavizsiz bir dille kınayarak, Kanada’nın dış ve ticaret politikasının insan hakları temeline dayandığını kanıtlamalıdır.