Japonya’nın Uygur Asıllı Milletvekili, Büyükannesinin Çin Baskısıyla Karşı Karşıya Olduğunu Doğruladı

Turkistan Times, 8 Nisan 2026 — Japonya’da Uygur kökenli bir milletvekili, Doğu Türkistan’da yaşayan yaşlı büyükannesinin Çin makamlarının baskısıyla karşı karşıya kaldığına dair haberler üzerine kamuoyuna açıklama yaptı. Bu gelişme, bölgede Uygurlara yönelik muameleye dair uluslararası endişeleri bir kez daha gündeme taşıdı.

Arfiya Eri, Japonya Parlamentosu’nun alt kanadı olan Temsilciler Meclisi’nde Çiba 5. bölgesini temsil eden bir milletvekili olup aynı zamanda Dışişleri Bakanlığı’nda parlamento devlet bakan yardımcısı olarak görev yapıyor. Eri, 5 Nisan’da X platformunda yaptığı açıklamada, büyükannesi hakkında yayımlanan haberlerin ardından kendisine destek mesajı gönderen herkese teşekkür etti. Söz konusu haberler, Radio Free Asia’nın Uygurca servisi tarafından yayımlanmıştı.

Eri paylaşımında, “Büyükannemle ilgili haberler hakkında bana ulaşan çok sayıda endişe mesajı için içtenlikle teşekkür ediyorum. Şu anda bilgileri dikkatle teyit etmeye çalışıyoruz. Mevcut bilgilerimize göre kendisi şu an gözaltında değildir” ifadelerini kullandı.

Japon siyasetinde son yıllarda dikkat çeken isimlerden biri olan Eri’nin kökeni de kamuoyunun ilgisini çekiyor. İktidar çevrelerinde yükselen bir siyasetçi olarak uluslararası iş birliği ve insan hakları konularını siyasi çalışmalarının önemli başlıkları arasında tutuyor.

Uygurca yayın yapan medya kuruluşlarının haberlerine göre Eri’nin büyükannesi, 86 yaşındaki emekli eğitimci Reyhan Kasım, Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de yaşıyor. Çin yönetimi bölgeyi resmî olarak “Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi” olarak adlandırıyor. Haberlere göre Reyhan Kasım, son yıllarda yurt dışına tıbbi tedavi amacıyla seyahat etmeye çalışırken defalarca engelle karşılaştı.

Kaynaklara göre Kasım, 2013 yılında Japonya’ya giderek sekiz saat süren bir ameliyat geçirmişti. Doktorlar daha sonra belirli aralıklarla kontrol için yeniden Japonya’ya gelmesini tavsiye etti. Ancak 2023 ve 2024 yıllarında bölgeden ayrılma girişimlerinin yerel yetkililer tarafından engellendiği bildirildi.

Kasım’ın daha önce çalıştığı Xinjiang Petrol Üniversitesi ile bağlantılı bazı kişiler, gazetecilere yaptıkları açıklamada yetkililerin tedavi için hazırlık yapılmış olmasına rağmen seyahate izin vermediğini söyledi. Son girişiminde ise Şanghay’daki Japon Konsolosluğu aracılığıyla vize aldığı ancak buna rağmen yetkililerin “şu an uygun bir zaman değil” diyerek yurt dışına çıkışına yine izin vermediği bildirildi.

Gazetecilerin ulaştığı yerel polis yetkilileri, Kasım’ın seyahatine “bazı sebeplerden dolayı” izin verilmediğini doğruladı ancak bu sebeplerin ne olduğuna dair ayrıntı vermedi.

Gazetecilerin yürüttüğü araştırmalar, son aylarda polis görevlilerinin Kasım’ın evine defalarca giderek kendisiyle uzun görüşmeler yaptığını da ortaya koydu. Bu görüşmeler sırasında yetkililerin, onun “Doğu Türkistan bağımsızlık güçleri” ve Japonya’daki “Çin karşıtı unsurlarla” bağlantılı olabileceğine dair iddialar gündeme getirdiği bildirildi.

Eri’nin açıklaması aynı zamanda dünyanın farklı yerlerinde yaşayan Uygur ailelerin karşı karşıya olduğu daha geniş bir soruna da dikkat çekti. Eri, yurt dışındaki aktivistleri veya kamuoyunda tanınan kişileri susturmak amacıyla Çin’de yaşayan akrabalarına baskı yapılmasını ifade eden “sınır ötesi baskı” uygulamalarının kabul edilemez olduğunu vurguladı.

“Bugün dünyanın farklı yerlerinde, gözaltında tutulan aile üyelerini düşünerek her gün yaşam mücadelesi veren Uygurlar var” diyen Eri, “Onlarla dayanışma içindeyim” ifadelerini kullandı.

Japon yetkililer de Çin’e bağlı medya organlarında Eri’yi hedef alan saldırılar konusunda endişelerini dile getirdi. Japon gazetesi The Sankei Shimbun’un haberine göre bazı Çin medya kuruluşları Eri’nin Uygurlar ve Hong Kong’daki insan hakları ihlallerine yönelik eleştirilerini hedef alırken, bazı yayınlarda kendisi için “zehir” ifadesi dahi kullanıldı. Japonya Dışişleri Bakanlığı ise bir Japon milletvekilinin kökeni üzerinden yapılan bu saldırıları “son derece uygunsuz” olarak nitelendirdi ve konunun diplomatik kanallar aracılığıyla Çin’e iletildiğini açıkladı.

İnsan hakları örgütleri uzun süredir Doğu Türkistan’da Uygurlar ve diğer Müslüman azınlıklara yönelik geniş çaplı gözetim, seyahat kısıtlamaları ve keyfî gözaltı uygulamalarını belgelemektedir. Pekin yönetimi ise bu politikaları, resmî olarak “Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi” adını verdiği bölgede terörizm ve aşırıcılıkla mücadele amacıyla yürütülen önlemler olarak savunuyor. Ancak birçok hükümet ve uluslararası kuruluş bu uygulamaları ciddi insan hakları ihlalleri olarak değerlendiriyor.

Eri açıklamasını, siyasi sebeplerle birbirinden ayrılan ailelerin bir gün yeniden kavuşacağı umudunu dile getirerek tamamladı.

“Japonya Temsilciler Meclisi’nin bir üyesi olarak küresel insan hakları meseleleri üzerinde samimiyetle çalışmaya devam edeceğim” diyen Eri, “Bir gün herkesin yeniden sevdikleriyle birlikte yaşayabileceği günlerin gelmesini diliyorum” ifadelerini kullandı.