Turkistan Times, 20 Nisan 2026 - Doğu Türkistan özgürlük mücadelesinin sembol isimlerinden, yazar ve fikir insanı Ahmet İgemberdi, 20 Nisan 2026 tarihinde bir süredir ikamet ettiği Avustralya’nın Adelaide kentinde 89 yaşında vefat etti. İgemberdi’nin vefatı, başta Uygur diasporası ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere tüm Türk dünyasında derin bir üzüntüyle karşılandı.
Bir Ömür Mücadele ve Sürgün
Uygur basınında yer alan haberlere göre, 1937 yılında Doğu Türkistan’ın Beşbalık (Jimisar) şehrinde dünyaya gelen İgemberdi, gençlik yıllarından itibaren ömrünü halkının özgürlük ve kimlik mücadelesine adadı. Eğitim hayatını Urumçi ve Taşkent’teki Orta Asya Üniversitesi’nde tamamlayan İgemberdi, Tarim ve Miras dergilerinde editörlük yaparak Uygur edebiyatına ve düşünce dünyasına önemli katkılar sundu. Ancak Çin’in sömürgeci politikalarına karşı dik duruşu nedeniyle 1969-1979 yılları arasında ağır hapis ve sürgün hayatı yaşadı.
Diasporanın Birleştirici Gücü ve Siyasi Liderliği
Dünya Uygur Kurultayı (WUK) tarafından yapılan resmi açıklamada, İgemberdi "Uygur halkının gururlu oğlu, kıdemli aydın ve vatansever" olarak nitelendirildi. Açıklamada, İgemberdi’nin 1985 yılında Avustralya’ya yerleştikten sonra davanın uluslararası boyuta taşınmasında üstlendiği kritik role dikkat çekildi.
Haber kaynaklarının aktardığı bilgilere göre İgemberdi;
-
1992 yılında Doğu Türkistan Milli Kurultayı’nın toplanmasına öncülük ederek İstanbul’da başkan seçildi.
-
Avustralya Doğu Türkistan Derneği'nin kurucu başkanlığını yürüttü.
-
2004 yılında kurulan Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti'nin kurucu cumhurbaşkanı olarak görev yaptı.
STK’lar ve Diasporada Derin İzler
İgemberdi’nin vefatı üzerine sosyal medya platformlarında ve Uygur sivil toplum kuruluşları nezdinde taziye mesajları sel olup aktı. Özellikle genç kuşak Uygur aktivistler üzerinde büyük emeği olan İgemberdi, sadece bir siyasi lider değil, aynı zamanda "Hicran’ın Acısı" gibi eserleriyle tanınan bir edebiyatçı ve yol gösterici olarak anılıyor.
Uzmanlar ve dava arkadaşları, onun vefatını Doğu Türkistan davası için "yeri doldurulamaz bir kayıp" olarak değerlendirirken; bıraktığı zengin kültürel mirasın ve bağımsızlık meşalesinin gelecek nesillere ilham vermeye devam edeceğini vurguluyor.
Uygur diasporası, 20. yüzyıldan günümüze Doğu Türkistan’ın siyasi ve kültürel tarihinin canlı bir tanığını kaybetmenin yasını tutarken, merhumun cenaze töreni ve anma etkinliklerine dair bilgilerin yerel topluluklarca duyurulması bekleniyor.