Eski Çin Polisi, Doğu Türkistan’daki Bitmek Bilmeyen Hapishane Döngüsünü İfşa Etti

Türkistan Times, 26 Nisan, İstanbul: Çin hükümetinin Doğu Türkistan’da yürüttüğü geniş kapsamlı yasadışı gözaltı ve "yeniden eğitim kampı" sistemi uluslararası toplumun sert tepkisiyle karşılaşmaya devam ederken, bu sistemin içerisinde doğrudan görev yapmış bir polis memuru, Almanya’da kan donduran gerçekleri ifşa etti. Eski polis Jiang Yaobo, Doğu Türkistan’daki Uygurların ve diğer halkların yaşamlarının kamplara yönelik eleştiriler sonrası nasıl değiştiğini, özellikle kendisinin 2014-2023 yılları arasında Hotan ve Aksu gibi bölgelerdeki 50’ye yakın hapishane ve kampta şahit olduğu dehşet verici gerçekleri anlattı. Jiang Yaobo’nun ifadeleri, Doğu Türkistan’daki baskının sadece geçici bir "kamp" meselesi değil, sistematik bir "hapishane döngüsü" olduğunu ortaya koyuyor.

Jiang Yaobo’nun açıklamalarına göre, Doğu Türkistan’daki Çinli polisler için en önemli performans göstergesi (KPI) suç oranını azaltmak değil, tutuklu sayısını artırmak veya serbest bırakılanları yeniden hapse atmak haline gelmiş durumda. Jiang, 2020 yılında Şayar Hapishanesi’nden serbest bırakılan 60’tan fazla Uygur’un akıbetini anlatırken; bu kişilerin hapisten çıkar çıkmaz ailelerine değil, devlet güvenlik polisleri tarafından yeniden sorgulanmak üzere teslim edildiklerini belirtti. Polisler, bu kişileri "derinlemesine araştırma" bahanesiyle, eski cezalarını tamamlamış olmalarına rağmen; namaz kılmak, başörtüsü takmak veya spor amaçlı basketbol oynamak gibi basit bahaneler bularak yeniden yargılayıp hapse mahkûm etmişler.

Haberde özellikle dikkat çekilen noktalardan biri, "Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi" adı altında kurulan kampların iç yüzüdür. Jiang Yaobo, 2017-2018 yılları arasında Hotan Bölge Rehabilitasyon Hastanesi’nde çalıştığı dönemde, oradaki tutukluların işkence altındaki acı feryatlarını bizzat duyduğunu ifade etti. İfşaatlarına göre, pek çok kişi daha ağır şartlara sahip kamp veya hapishanelerden kurtulmak için kendilerini "akıl hastası" gibi göstererek hastanede kalmayı tercih etmiş. Ancak bu süreçte zorla ilaç içirilerek sağlıklarını kaybetmişler, bazıları ise ağır işkenceler sonucu hayatını kaybetmiş. Jiang Yaobo, bu tür işkencelerin kamplarda günlük bir rutin haline geldiğini vurguladı.

Jiang Yaobo ayrıca, Çinli yetkililerin uluslararası inceleme heyetlerini nasıl aldattığını da detaylarıyla anlattı. Yabancı gazeteciler veya heyetler gelmeden önce, yerel kadrolar Uygur köylerindeki sakinleri tahliye ederek yerlerine Uygurca bilen Çinli memurları veya "eğitilmiş" yerel personeli yerleştirmiş; onlara "mutlu yaşam" hikayeleri anlattırılmıştır. Bu yöntemle sistematik işkence ve kampların varlığı tamamen inkar edilmiştir. Aynı zamanda, Doğu Türkistan’da test edilen "Tian Wang" (Demir Ağ) sistemi ve yüksek teknolojili izleme ağının daha sonra Çin genelinde yaygınlaştırıldığı belirtildi.

Haberdeki en sarsıcı kısımlardan biri olan "Muhbirler" sistemine dair Jiang, bir Uygur tamirciyi örnek verdi. Bu kişi, Çin polisine bilgi sızdırması karşılığında hapisten kurtulmuş olsa da, her akşam saat 20:00’den önce köy polis merkezine rapor verme zorunluluğu nedeniyle şehirdeki kız arkadaşıyla görüşme fırsatından bile mahrum kalmıştır. Bu tür kontrol mekanizmaları tüm toplumu devasa bir açık hava hapishanesine dönüştürmüştür. Jiang Yaobo’ya göre, her köyde polisin yerel denetiminin temel direği sayılan bu tür birkaç muhbir bulunmaktadır.

Son olarak Jiang Yaobo, 2025 yılının Ağustos ayında oğluyla birlikte Avrupa seyahatine çıkma fırsatını değerlendirerek Almanya’ya sığınmıştır. Çin’deki ailesini, işini ve tüm imtiyazlarını bırakıp kaçma sebebini; şahit olduğu bu "korkunç gerçekliği" dünyaya duyurmak ve vicdanını rahatlatmak olarak açıklamıştır. Kendi deyimiyle, "Vatanından ayrıldı ama ruhunu geri kazandı." Haberde ayrıca, Çin’in Doğu Türkistan’daki üst düzey yönetim kademesindeki değişiklikler, özellikle Ma Xingrui’nin görevden alınması ve hakkında soruşturma açılması gibi konulara da değinilmiştir.

 

Not: Bu haber, Deutsche Welle (DW) Çince servisinin 25 Nisan 2026 tarihinde yayınladığı "Çin’den Kaçan Eski Sincan Polisi: Vatanından Ayrıldı Ama Ruhunu Geri Kazandı" başlıklı özel mülakatına dayanılarak hazırlanmıştır.