[NTD Haber, 17 Mayıs 2026]: ABD'de yaşayan Uygur bir anne, kısa süre önce Washington'da Fox News'e verdiği röportajda, Çin'deki toplama kamplarında yaşadığı trajik deneyimleri anlattı. Sadece gözaltı, sorgu ve işkenceye maruz kalmadığını, aynı zamanda yeni doğan oğlunun kollarında can vermesine tanık olduğunu söyledi.
35 yaşındaki Mihrigul Tursun, röportajda aslen Mısır'da işletme eğitimi aldığını, orada evlenip çocuk sahibi olduğunu belirtti. Mayıs 2015'te, henüz iki aylık olan üçüzleriyle birlikte akrabalarını ziyaret etmek için Çin'e döndü; ancak uçağı Pekin Havalimanı'na iner inmez polis tarafından gözaltına alındı.
Tursun, polisin kendisini çocuklarından zorla ayırdığını ve Mısır'da bulunduğu süre boyunca siyasi faaliyetlere katılıp katılmadığını sürekli sorguladığını söyledi. Daha sonra başına siyah bir torba geçirilip kelepçelenerek Sincan'daki (Doğu Türkistan) bir gözaltı merkezine gönderildi.
Tursun, gözaltı süresince uzun süreli sorgulamalara ve kötü muameleye maruz kaldığını belirtti. Birkaç hafta sonra yetkililer aniden çocuklarından birinin durumunun kritik olduğunu bildirdi. Polis eşliğinde hastaneye gittiğinde, hayatta kalan iki çocuğuna oksijen cihazı bağlandığını gördü. Ertesi gün doktor ona oğlunun adının yazılı olduğu bir "ölüm belgesi" verdi.
Çocuğuna tam olarak ne olduğunu kimsenin söylemediğini, "siyasi şüpheli" olarak listelendiği için doktorların ve polisin cevap vermeyi reddettiğini ifade etti. Tursun, oğlunun cenazesini eve götürüp üç gün boyunca onunla kaldığını anlattı. Müslüman olan ailesi onu geleneksel şekilde defnetmek istedi ancak yetkililer kimsenin cenazeyi görmesine izin vermedi. Hıçkırarak, "Onu ısıtıp uyandırmaya çalıştım ama gözlerini bir daha hiç açmadı," dedi.
Ayrıca 2015-2018 yılları arasında birçok hapishane ve gözaltı merkezine nakledildiğini, bu süreçte psikolojik işkenceye, elektroşoka maruz kaldığını ve sürekli gözetim altında tutulduğunu söyledi. Bir keresinde "Allah sizi cezalandıracak" dediği için polislerin inancıyla alay ettiğini belirtti.
Tursun, gözaltı merkezindeki dar bir hücreye 60'tan fazla kadının tıkıştırıldığını, birçoğunun uzun süre gün ışığı görmediğini ve aralarında reşit olmayan genç kızların da bulunduğunu ekledi. Hatırladığına göre, 17 yaşındaki bir kız cinsel saldırıya uğradıktan sonra akli dengesini yitirdi ve iki ay sonra hayatını kaybetti.
Sonunda eşinin ve Mısır hükümetinin araya girmesiyle Tursun'un Çin'den ayrılmasına izin verildi. Bugün hayatta kalan çocuklarıyla birlikte ABD'de yaşıyor ve 2018 yılında sığınma hakkı elde etti.
2017'den bu yana, Sincan'daki Uygurlar ve diğer Müslüman azınlıklar ÇKP'nin zulmüne maruz kalıyor ve toplama kampı benzeri tesislerde tutuluyor. Bu kamplarda işkence ve diğer kötü muamelelerin yaşandığı bilinüyor.