Turkistan Times, 4 Haziran, İstanbul: "Freedom Evaluation Network" (Erkin Bağımsız Değerlendirme Ağı) platformunda 4 Haziran 2026 tarihinde yayımlanan "Shen Rongqin'in Uluslararası Perspektifi: Soykırımdan Beş Yıl Sonra, Uygurlar Şu An Ne Durumda?" başlıklı habere göre; BM ve Batılı ülkeler, Çin hükümetinin Doğu Türkistan'da yürüttüğü soykırım eylemlerini sürekli olarak kınamış ve birkaç yıldır çeşitli yaptırımlar uygulamış olsa da, Uygurların mevcut durumu hâlâ derin bir endişe kaynağı olmaya devam etmektedir.
"Financial Times" tarafından yürütülen yeni bir araştırma, Çin hükümetinin Uygurlara yönelik baskı yöntemlerini daha sistematik hale getirerek güncellediğini ve geliştirdiğini ifşa etti. Çin tarafı, daha önce dünyanın şiddetli tepkisiyle karşılaşan "toplama kamplarını" kapatarak, bunun yerine çok daha rafine ve sinsi kültürel soykırım taktikleri uygulamaya başladı.
Kampların Yerini Alan Devasa Hapishane Sistemi
Kaynağa göre, eski kamplar kapatılmış olsa da, bunların yerini son derece geniş çaplı, yüksek güvenlikli ve gardiyanlarca korunan bir hapishane ve gözaltı merkezleri sistemi almıştır. Şu anda Doğu Türkistan, nüfus oranına göre dünyadaki en büyük gözaltı tesisi ağına sahip bölge konumundadır; en az yüz binlerce Uygur hâlâ hapishanelerde veya gözaltı merkezlerinde tutulmaktadır.
Çin polisinin, herhangi bir mahkeme kararı veya adli prosedür olmaksızın Uygurları keyfi olarak tutuklama yetkisi bulunmakta olup; aydınlar, din adamları ve sıradan vatandaşlar bu büyük ölçekli tesislerde yoğun siyasi beyin yıkama, kültürel asimilasyon, fiziki işkence ve psikolojik baskıya maruz kalmaktadır. Burada Uygur dili, kültürü ve inancı tamamen yasaklanmış olup; Çin hükümeti onlar hakkında "Çin Komünist Partisi'ne tamamen biat etti, Şi Cinping'in liderliğini kabul etti" kanaatine varıncaya kadar beyin yıkama süreci kesintisiz devam etmektedir.
Kamp Dışındaki Yüksek Teknolojik Gözetim ve Dini Kısıtlamalar
Kampların dışında da dehşet ve gözetim hayatın her alanını kuşatmış durumdadır. Tüm sokaklara yüz tanıma kameraları, DNA örneği toplama cihazları kurulmuş ve telefonlara casus yazılımlar yüklenerek insanların dış dünyadaki her adımı izlenmektedir. Bunun yanı sıra, birçok Çinli memur Uygurların evlerine ve mahallelerine yerleştirilerek, insanların özel hayatlarını doğrudan evlerinin içinde denetlemektedir.
Uygurların dini inanç özgürlüğü tamamen yok edilmiş olup, bölgedeki cami ve kutsal türbelerin en az yüzde 65'i (yaklaşık 16 binden fazla cami) tamamen yıkılmış, tahrip edilmiş veya İslami mimari özellikleri sökülerek başka amaçlar için dönüştürülmüştür. Ayakta kalan camilerin içine ve dışına yüzlerce güvenlik kamerası yerleştirilmiş olup, buralara yaklaşmak bile insanlarda büyük bir korku yaratarak onları dini toplumdan kademeli olarak uzaklaşmaya mecbur bırakmaktadır. Birçok vatandaş geleneksel mahalle hayatından koparılarak, devlet tarafından organize edilen zorunlu iş gücü programlarına dahil edilmiş ve Çin'deki fabrikalara gönderilerek toplumla olan bağları tamamen kesilmiştir.
Ailelerin Parçalanması ve Entelektüel Soykırım
Öte yandan, kültürel yok etme taktiği Uygur ailelerinden başlamaktadır. Çocuklar, devlet tarafından yönetilen ve yalnızca Çince eğitim verilen yatılı okullara ve yetimhanelere gitmeye zorlanmaktadır. Ana dillerini konuşmaları yasaklanan birçok çocuk, şu anda anne-babaları ve büyükanne-büyükbabalarıyla kendi dillerinde akıcı konuşamaz hale gelmiştir. Uygur dili, okul ve sosyal hayattan tamamen dışlanmıştır. Aynı zamanda Çin hükümeti, bölgenin altyapı projelerine, ulaşım hatlarının genişletilmesine ve enerji çıkarımı faaliyetlerine büyük yatırımlar yapmaktadır.
Kültürel soykırımın entelektüel düzeydeki bir yansıması olarak, Uygur dilindeki yüzlerce yazılı kitap evlerden, kütüphanelerden ve üniversitelerin kitaplıklarından toplanmakta, böylece Uygur kültürü bilgi temelinden başlanarak yok edilmektedir.
Maskelenmiş Turizm Propagandası ve Tayvan'a Uyarı
Birçok kişinin düşündüğünün aksine, Çin hükümeti Doğu Türkistan'ı dış dünyaya tamamen kapatmak istememekte, aksine ülke içindeki milyonlarca Çinli turistin bölgeyi ziyaret etmesini teşvik etmektedir. Aynı zamanda, yabancı ve yerli sosyal medya fenomenleri (YouTuberlar) Doğu Türkistan'a davet edilerek, sosyal medya platformları Çin hükümetinin bölgedeki "güvenlik ve güzel manzaralar" hakkındaki propaganda videolarıyla doldurulmaktadır. Turistler Çin hükümetinin izin verdiği sınırlar içinde gözlem yaptığı sürece, Çin tarafı her türlü desteği sağlamaktadır.
Makalenin yazarı, Kanada York Üniversitesi Doçenti Shen Rongqin, sözlerinin sonunda Çinli yetkililerin Tayvan'ı işgal ettikten sonra, Tayvan'da da mutlaka Doğu Türkistan'dakine benzer bir yönetim modelini uygulayacaklarını vurguladıklarını aktardı. Yazar, Tayvan halkının Çin'in Doğu Türkistan'daki yönetim modelinin gerçekte ne olduğunu çok iyi bilmesi gerektiği ve "utançla gelen bir barışın asla gerçek bir barış olmadığı" gerçeğini derinden kavraması gerektiği konusunda uyarıda bulundu.