ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan Diplomatlara Uygur Dili Eğitimi Verme Taahhüdü

Turkistan Times, 12 Hazıran 2026, WASHINGTON — ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi’nde gerçekleştirilen oturumda, Pekin yönetiminin insan hakları ihlallerini daha yakından takip edebilmek adına Asya ve Çin’de görev yapacak Amerikalı diplomatlara Uygur dili eğitimi verilmesinin önemi ele alındı. Batı Yarımküre Alt Komitesi Başkanı Senatör John Curtis, daha önce şu anki Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Senato'daki görevi sırasında öncülük ettiği Uygur Politikası Yasası’ndaki maddelere atıfta bulunarak, bölgedeki diplomatların yerel halkla doğrudan iletişim kurabilmesinin önemine dikkat çekti. Bakan Rubio da geçmişte kendisinin yürüttüğü bu çalışmaya atıfta bulunarak bu ihtiyacı kabul etti; zorluğu ve stratejik önemi yüksek olan Uygur dili gibi özel alanlarda yetkinliği artırmak adına kurum içi eğitim süreçlerinin yeniden yapılandırılacağını bildirdi. Oturumda ayrıca, Tayvan’ın diplomatik bağlarını güçlendirmek ve Çin’in bölgedeki ekonomik nüfuzuna karşı koymak amacıyla yürütülen bütçe çalışmaları ele alındı.

Görüşmenin tam dökümü şu şekildedir:

Senatör Curtis: Sayın Bakan, burada olduğunuz için teşekkür ederim. Küresel meseleleri bu kadar açık bir şekilde yönetme ve pozisyonlarımızı açıklama yeteneğinizden her zaman etkilenmişimdir.

Sizden önce olduğu gibi, şu anda Batı Yarımküre Alt Komitesi’ne başkanlık ediyorum. Odaklandığım konulardan biri de Tayvan ve Tayvan’ın Batı Yarımküre’deki ilişkileridir.

Aslında Batı Yarımküre’deki Tayvan müttefikleri üzerine ilk alt komite toplantımızı gerçekleştirdik. Sizin de çok iyi bildiğiniz gibi, Honduras 2023 yılında Çin’den gelen birçok vaat karşılığında Tayvan ile olan diplomatik ilişkisini sonlandırdı. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, bu vaatlerin çoğu yerine getirilmedi. Honduras’ın mevcut başkanı, kampanya döneminde Tayvan’a geri dönmekten ve bu ilişkiyi yeniden tesis etmekten bahsediyordu.

Bütçenizde, Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) Etkisine Karşı Koyma Fonu için 245 million dolar ayırdınız. Senatör Van Hollen ile birlikte, bu kaynağın bir kısmının özellikle Tayvan için ve oradaki ÇHC etkisine karşı koymak amacıyla ayrılmasını öngören bir yasa tasarımız olduğunu belirtmek isterim. Sorum şu: Honduras’ın bu ilişkiyi yeniden canlandırması ve Tayvan ile Batı Yarımküre’de ortak bir ekonomik öncelikler seti geliştirmesi bağlamında, ABD bu fonu Tayvan için nasıl kullanabilir? Bu fonu başka hangi alanlarda değerlendirebiliriz?

Bakan Marco Rubio: Evet, öncelikle bu ülkelerin diplomatik tanımayı değiştirmelerinin temel nedeni, Çinlilerin devreye girip, "Eğer tanımayı değiştirirseniz size şu krediyi sağlayacağız" demeleridir. Hatta bazı durumlarda krediden de öte, rüşvet ve benzeri durumların yaşandığı vakalar da olabilir. "Size şunu ve bunu ücretsiz vereceğiz, sizin için bir konferans salonu, bir köprü veya bir liman inşa edeceğiz" diyorlar.

Ancak bu vaatlerin çoğunu tutmadılar. Dolayısıyla yapılacak ilk şey, birçok durumda bu taahhütlerin yerine getirilmediğine dikkat çekmektir.

Diğer bir boyut ise, eğer bunlar krediyse, tüm dünyada ve özellikle bu yarımkürede dile getirdiğimiz bir argüman olan "borç tuzakları" yaratıyor olmalarıdır.

Ancak bu fonun daha geniş kapsamlı amacı sadece Tayvan ile sınırlı değil; her ne kadar bu ülkeler üzerlerinde kurulan baskı neticesinde bu adımı atmış olsalar da.

Daha genel olarak bakarsak, bu ülkelerin birçoğu telekomünikasyon sistemlerini geliştirmeye, yollar inşa etmeye veya benzeri projeler yürütmeye çalışıyor. Ve açıkçası, sahaya çıkan tek firmalar daha düşük maliyet ve finansman mekanizmalarıyla gelen Çinli şirketler oluyor.

Oysa bu projelerin tamamlanmadığına dair ciddi bir geçmiş var. Ülkeyi, işi yapmaları için Çinli işçilerle doldurduklarına dair bir pratik söz konusu. Bu nedenle, bu fonun bir kısmı amacı, bu ülkelere Çin veya diğer kötü niyetli dış nüfuzlara karşı alternatifler sunmaktır.

Bunun bir parçası Amerikan ticari girişimlerini bölgeye çekmek, diğer bir parçası ise bu ülkelerin bu tür baskı taktiklerine karşı savunmasız kalmadan projelerini yürütebilmeleri için gerekli kaynakları sağlamaktır.

Curtis: Teşekkür ederim. İzninizle bir dakika Çin konusuna geçmek istiyorum. Bütçenizde, devlet dil eğitimlerinin çoğunun yapıldığı Yabancı Hizmet Enstitüsü ile İnsan Kaynakları Bürosu’nun birleştirileceği ve bunun dil kapasitesini artırmasının umulduğu belirtiliyor.

Ancak burada Senato’da, daha önce sizin de öncülük ettiğiniz Uygur Politikası Yasası’nı devraldım. Bu tasarının özellikle desteklediğim kısmı, Dışişleri yetkilileri için Uygur dili eğitiminin sadece önemli değil, aynı zamanda zorunlu olmasını öngören ve Asya ile Çin’de bu dili konuşabilen yetkililerimizin bulunmasını şart koşan maddedir.

Diplomatlarımızın, orada yaşanan hak ihlallerini yerel halkın kendi dilinde anlayabilmesinin son derece hayati olduğunu düşünüyorum. Bu yasa tasarısı üzerindeki geçmiş deneyiminiz ve bakanlığın Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) baskılarına odaklanması göz önüne olduğunda, bu hükmü hala destekliyor musunuz ve bunun ne kadar önemli olduğunu açıklayabilir misiniz?

Rubio: Evet, açıkçası Uygur dili dünya genelinde çok yaygın bir dil değil ancak dünyanın önemli bir bölgesinde son derece değerlidir. Bu nedenle, genel olarak zaman içinde her zaman bir zorluk teşkil etmiş olan dil yeterliliğini geliştirmek istiyoruz. Kurumsal birleşmenin amaçlarından biri de, Dışişleri yetkilileri görev yerlerine atanmadan önce dil eğitimini daha etkin ve hızlı bir şekilde verebilmektir.

Elbette bazı dillerde yetkinlik kazanmak oldukça zordur. Eğer dilin temeli tamamen farklıysa bazı dillerin öğrenilmesi diğerlerine göre çok daha zordur. Örneğin, İspanyolca konuşuyorsanız İtalyanca öğrenmek kolaydır; ancak Mandarin veya bu bağlamda Uygur dilini öğrenmek çok daha zordur. Bu yüzden dil bizim için bir önceliktir. Bu arada, işe alım araçlarımızda da adayların halihazırda ikinci veya üçüncü bir dile sahip olup olmadıklarına bakıyoruz ki bu da büyük bir avantaj sağlıyor.

Curtis: Evet. Çok hızlıca netleştirmek gerekirse, Başkan’ın dün Hizbullah ile görüşmeye dair bir paylaşımı olmuştu. İnsanlar için orada ne yaşandığını açıklığa kavuşturmak ister misiniz?

Rubio: Lübnan hükümeti ve oradaki meclis başkanı aracılığıyla Hizbullah adına Pazar günü erken saatlerde bir iletişim aldık. İsrail’in Beyrut’a yeni saldırılar düzenlememesi halinde, İsrail topraklarına saldırmaktan kaçınacaklarını belirttiler. Dolayısıyla bu mesaj Hizbullah’tan geldi ancak Lübnan makamları aracılığıyla iletildi.

Curtis: Bu açıklamanın önemli olduğunu düşünüyorum. Bugün burada olduğunuz için teşekkür ederim.