8 Temmuz 2026 | The Strategist | Yazar: Elijah Pockell-Wilson
Avustralya, pazarını Uygur zorunlu çalıştırmasıyla bağlantılı malların riskine açık bırakıyor. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği bu tür malları engellemek için harekete geçerken, ithalat denetimleri daha zayıf olan ülkeler, başka yerlerde daha sıkı incelemelerle karşılaşan ürünlerin hedef pazarı haline gelme riskiyle karşı karşıya kalıyor. Avustralya için bu risk teorik değil; şu anda yaşanıyor. Geçen ay Uygur İnsan Hakları Projesi için yayınladığım raporda, Avustralya'nın 2024 yılında Çin'den, Uygurların zorunlu çalıştırılmasıyla bağlantılı yüksek riskli sektörlerden yaklaşık 4,82 milyar ABD doları (6,95 milyar Avustralya doları) değerinde mal ithal ettiğini tespit ettim.
Bu rakamlar, raporda listelenen yüksek riskli sektörlerdeki — pamuklu tekstil ve giyim, güneş enerjisi bileşenleri, alüminyum ve kimyasal ürünler dahil — her malın zorunlu çalıştırmayla üretildiğini göstermiyor. Aksine, Avustralya'nın, zorunlu çalıştırma riskinin iyi belgelendiği ve bağımsız doğrulamanın zor olmaya devam ettiği sektörlere karşı ne kadar açık ve savunmasız olduğunu gösteriyor.
Çin makamları, 2017 yılından bu yana, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki daha geniş kapsamlı gözaltı ve hapsetme uygulamalarının yanı sıra, çok sayıda Uygur ve diğer Türk halklarını "mesleki eğitim ve öğretim" tesislerinde keyfi olarak gözaltında tutuyor. Bu baskı, devlet güdümlü iş gücü transfer programları ve bağımsız tedarik zinciri denetimini son derece zorlaştıran kısıtlamalar yoluyla bölge ekonomisine de sıçramış durumda.
Bölge; sıradan tüketim mallarına, temiz enerjiye ve endüstriyel malzemelere kaynak sağlayan Çin pamuk, tekstil, güneş enerjisi ve endüstriyel tedarik zincirlerinin merkezinde yer almaya devam ediyor. Bu sektörlerdeki her ürünün şaibeli olmaması, Uygur zorunlu çalıştırmasını içerme riskinin yüksek olduğu gerçeğini değiştirmiyor; Avustralya ise zorunlu çalıştırmayla üretilen malları üretilmeyenlerden ayırt edecek güvenilir bir sistemden yoksun.
Avustralya'nın mevcut yasaları sorunun ölçeğini karşılamaya yetmiyor. Modern Kölelik Yasası, kapsam dahilindeki şirketlerin tedarik zinciri riskleri hakkında rapor vermesini şart koşuyor ancak yüksek riskli malları tedarik zincirlerinden çıkarmalarını talep etmiyor. Yasa ayrıca zorunlu çalıştırmayla üretilen mallara yönelik bir ithalat yasağı da getirmiyor. Raporlama yapmak riski ifşa edebilir ancak bir sevkiyatın ülkeye girmesini engelleyemez. Uygulamadaki bu boşluk, sorumluluğu ilgili devlet makamları yerine şirketlerin üzerine yıkıyor. Bazı şirketler riski ciddi şekilde araştırabilir, bazıları ise araştırmayabilir. Her iki durumda da Avustralyalılar, satın aldıkları ve kullandıkları günlük malların kölelikle bağlantılı olup olmadığını bilmek için şirketlerin gönüllü adımlarına bağımlı kalmamalıdır.
2025 yılında, Avustralya Uygur Tangritagh Kadınlar Derneği, mağazalar zinciri Kmart Australia'ya karşı dava açtı. Tüketiciyi koruma kanunu kapsamında dava açan dernek, Kmart'ın zorunlu çalıştırma riskine açıklığı konusunda tüketicileri yanıltmış olabileceğini iddia ediyor ve tedarik zinciri bilgilerinin açıklanmasını talep ediyor.
Kmart, zorunlu çalıştırma da dahil olmak üzere köleliğin her biçimine karşı olduğunu belirtiyor. Perakendeci şirket, "Modern kölelik risklerimiz, devam eden ve kapsamlı bir insan hakları risk yönetimi sürecinin parçası olarak değerlendirilmektedir" diye ekliyor.
Derneğin açtığı dava, Avustralya'nın modern kölelikle mücadele çerçevesindeki daha büyük bir soruna işaret ediyor. Yüksek riskli sektörlerden mal getiren ithalatçıların, ürünlerinin zorunlu çalıştırmayla bağlantılı olmadığına dair güvenilir kanıtlar sunması zorunlu hale getirilmelidir. Gümrük yetkilileri, kanıtların zayıf olduğu durumlarda malları durdurma yetkisine sahip olmalıdır. Bu, sorumluluğu tüketicilerden alıp, mallar Avustralya pazarına ulaşmadan önce zorunlu çalıştırma riskini tespit etmek için en iyi konumda olan şirketlere ve kurumlara yükleyecektir.
Bu önlemler alınmadığı takdirde Avustralya, daha güçlü ithalat denetimlerine doğru ilerleyen daha büyük pazarların gerisinde kalmaya devam edecektir. ABD, Uygur Zorunlu İşçiliği Önleme Yasası (UFLPA) aracılığıyla daha güçlü bir ithalat kontrol sistemi benimsemiştir. AB de zorunlu çalıştırmaya yönelik bir yasaklama yönünde ilerlemektedir. Bu büyük pazarlar, zorunlu çalıştırma riskini sadece şirketlerin raporlaması gereken bir durum olarak değil, sınırda durdurulması gereken bir unsur olarak görmeye başlamıştır. Avustralya kendi yasalarını güçlendirmezse, ABD ve Avrupa'da daha sıkı incelemelerle karşılaşan mallar Avustralya'daki raflara yönlendirilebilir.
Raporum bu eğilimi "yönlendirilmiş risk" olarak tanımlıyor. Bir pazarda denetimlerin sıkılaştırılması, zorunlu çalıştırma ürünlerini küresel tedarik zincirlerinden kendiliğinden kaldırmaz. Riski, ithalatın daha az incelendiği pazarlara doğru itebilir. Raporda gösterildiği gibi Japonya da benzer bir riskle karşı karşıyadır. Avustralya bu riski kabul etmiş ancak bununla mücadele edecek kadar güçlü bir sistem inşa etmemiştir. Avustralya Modern Kölelikle Mücadele Komiseri Chris Evans, mevcut sistemin çok zayıf olduğu konusunda uyarıda bulunmuştur. Evans, şirketlerin modern kölelik riskleri hakkında sadece raporlama yapmak yerine harekete geçmelerini zorunlu kılacak olan zorunlu durum tespiti ve yüksek risk beyanları da dahil olmak üzere daha güçlü yasaları desteklemiştir.
Avustralya; zorunlu çalıştırma ithalat yasağını kabul ederek, gümrük yetkilerini güçlendirerek ve ithalatçıların yüksek riskli sektörlerdeki malların kaynağını takip etmelerini zorunlu kılarak bu boşluğu kapatmalıdır. Avustralya ayrıca yüksek riskli sektörler ve ithalatçılar hakkında bilgi paylaşımı yoluyla ABD dahil küresel ticaret ortaklarıyla birlikte çalışmalıdır. Şeffaflık, zorunlu çalıştırma riskini ortaya çıkarabilir; ancak tek başına bunu durduramaz. Eğer Avustralya, Uygur zorunlu çalıştırmasıyla üretilen malları Avustralya evlerinden, işletmelerinden ve tedarik zincirlerinden uzak tutmak istiyorsa, sınır yetkililerine harekete geçebilecekleri araçları (yetkileri) vermelidir.
Makalenin aslı için The Strategist'i ziyaret edebilirsiniz: https://://www.aspistrategist.org.au/australias-door-is-still-open-to-goods-made-with-uyghur-forced-labour/
Elijah Pockell-Wilson, Uygur İnsan Hakları Projesi'nde araştırma görevlisidir. Puget Sound Üniversitesi'nden ekonomi ve uluslararası siyasi ekonomi dallarında lisans derecelerine sahiptir.