Uygurlar Çin’de İşkenceyle Karşı Karşıya — Tehdit Altındaki Halklar Topluluğu ve Dünya Uygur Kurultayı, Almanya’dan Yapılan Sınır Dışı Kararını Kınadı

24.07.2026, STP

Tehdit Altındaki Halklar Topluluğu (STP) ve Dünya Uygur Kurultayı (WUC), 21 yaşındaki Uygur Arafat Adil’in Almanya’dan Çin’e sınır dışı edilmesini kınamaktadır. Örgütler, bu sınır dışı işleminin işkence uygulanan ülkelere iade edilme yasağını ihlal ettiğini vurgulamaktadır. Doğu Türkistan/Sincan bölgesindeki Uygurlara yönelik zulüm, ABD tarafından soykırım, Avrupa Parlamentosu tarafından ise insanlığa karşı suç olarak sınıflandırılmaktadır. Yurtdışından dönen Uygurların özellikle büyük bir risk altında olduğu kabul edilmektedir.

STP ve WUC, Uygurların Çin’e sınır dışı edilmesine karşı bağlayıcı bir yasak getirilmesini talep etmektedir. Ayrıca, herhangi bir sınır dışı işleminden önce, özellikle zulüm gören grupların mensupları söz konusu olduğunda, sınır dışı etmeyi engelleyen olası gerekçelerin özel bir titizlikle incelenmesi gerektiğini vurgulamaktadırlar. Arafat Adil vakasında bu inceleme yapılmamıştır. Her iki örgüt de, Almanya’nın Çin’in Uygurlara karşı işlediği suçları tanımasına rağmen, bunun bu şekilde gerçekleşen üçüncü vaka olmasının nasıl mümkün olabildiğine dair bir açıklama talep etmektedir.

Genç adam, 21 Temmuz’da polis eşliğinde Frankfurt Havalimanı üzerinden Pekin’e sınır dışı edilmiştir. Ailesinin verdiği bilgiye göre, Pekin’e varışında gözaltına alınmış ve sorgulanmıştır. Türk diplomatların müdahalesinin ardından Çin’den tekrar ayrılabilmiş ve WUC’un aktardığına göre 23 Temmuz’da Türkiye’ye ulaşmıştır.

STP’nin Soykırımı Önleme Uzmanı Mirjam Kobold, “BAMF’ın (Almanya Federal Göç ve Mülteci Dairesi) bir Uygur için sınır dışı yasağı kararı vermemesi ve ardından onu Çin’e sınır dışı etmesi son derece problemlidir. Uygurlar için mevcut koruma tedbirleri açıkça yetersizdir. Alman hükümeti mevcut düzenlemeleri acilen gözden geçirmelidir. Sincan’dan gelen Uygurlar Çin’e döndüklerinde gözaltı, sorgulama ve işkence riskiyle karşı karşıya kalmaktadır” ifadelerini kullanmıştır.

Adil, Çin vatandaşlığının yanı sıra Türk vatandaşlığına da sahiptir. Ailesi 2017 yılında Çin’den ayrılmış ve o tarihten bu yana Türkiye’de yaşamaktadır; Adil de 2024 yılında Türk pasaportu almıştır. Almanya’da yaptığı iltica başvurusu başarısızlıkla sonuçlanmış ve işlem durdurulmuştur. Eleştirilen husus bu karar değildir: Federal Göç ve Mülteci Dairesi (BAMF) kararlarında sınır dışı yasağı için bir gerekçe bulunmadığını tespit etmiş ve Adil Doğu Türkistan/Sincan doğumlu olmasına ve dairenin temel ilkeleri genel olarak Çinli Uygurlara koruma statüsü öngörmesine rağmen, sınır dışı edilecek hedef ülke olarak açıkça Çin’i belirtmiştir. Federal İçişleri Bakanlığı, Associated Press’e yaptığı açıklamada, Uygurların Çin’e sınır dışı edilmesini engelleyen genel bir yasak bulunmadığını; ancak BAMF ilkelerinin genelde onlar için koruma sağladığını belirtmiştir. Adil’in vakasında bu karar alma pratiği koruma sağlamamış, aksine kendisinin ve ailesinin zulümden kaçmak için terk ettiği ülkeye sınır dışı edilmesine yol açmıştır.

Dünya Uygur Kurultayı Başkan Yardımcısı Zumretay Arkin, “Alman makamlarının sınır dışı kararını avukatına zamanında bildirmemesi ve Arafat ile iletişim kurmasına izin vermemesi akıl alır gibi değildir. Alman makamlarının bir Uygur’u, Uygurlara karşı aktif bir soykırımın sürdürüldüğü Çin’e sınır dışı ediyor olması son derece endişe vericidir. Buna karşı harekete geçilmelidir” demiştir.

Mirjam Kobold şu hususu vurgulamaktadır: “Geri göndermeme ilkesinin (Refoulement) mutlak yasağı —hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde hem de BM İşkenceye Karşı Sözleşme’de güvence altına alınmıştır— iltica sürecinin sonucundan bağımsız olarak geçerlidir. Bu ilkenin şimdi üçüncü kez göz ardı edilmiş olması, yetkili makamların bir başarısızlığıdır ve Almanya’nın insan hakları yükümlülüklerinin ağır bir ihlalidir.”

Mirjam Kobold

Asya Danışmanı