Şiddetli baskı ve soykırım politikalarını Doğu Türkistan sınırlarının dışına taşıyan Çin komünist yönetimi, memleketlerini ziyaret eden Avustralya vatandaşı Uygurları sorguya çekerek, Avustralya’daki Uygur dil okulları ve aktivistler hakkında ajanlık yapmaya zorluyor.
HRW, 16 Ağustos 2026
Çin hükümeti, Doğu Türkistan’ı (Xinjiang) ziyaret eden Avustralya vatandaşı veya yerleşik sakini olan Uygurları sorgulayarak, onları Avustralya’daki Uygur toplumu ve özellikle ana dili okulları hakkında bilgi toplamaya zorluyor.
Pekin yönetimi, parçalanmış Uygur ailelerinin çaresizliğini bir koz olarak kullanarak Avustralya’daki Doğu Türkistan diasporasını sıkı bir gözetim ve vesayet altına almaya çalışıyor. Bu durum, Avustralya’daki toplumsal ve kültürel faaliyetler üzerinde derin bir korku ve "sindirici etki" (chilling effect) yaratıyor.
Human Rights Watch (HRW), Avustralya hükümeti başta olmak üzere tüm demokratik ülkelere çağrıda bulunarak; Pekin’in sınır ötesi baskılarına karşı kamuoyu açıklamaları yapılması, seyahat uyarılarının güncellenmesi, güvenli ihbar hatlarının kurulması, cezai soruşturmalar açılması ve aile birleşimlerine destek verilmesi gerektiğini vurguladı.
Memleket Ziyaretleri Sorgu Odalarına Dönüştü
HRW Yürütme Direktörü Philippe Bolopion’ın Avustralya ziyareti sırasında açıklanan raporda, Çin makamlarının uzun süredir Doğu Türkistan dışındaki Uygurlara ve onların Doğu Türkistan’da kalan akrabalarına yönelik "sınır ötesi baskı" (transnational repression) uyguladığı belirtildi. Pekin, Avustralya’daki Uygur aktivistleri, sivil toplum kuruluşlarını ve Uygurca eğitim veren ana dili okullarını hedef alarak, Avustralya’da yaşayan Uygurların ifade, örgütlenme, kültür ve aile yaşamı haklarını açıkça ihlal ediyor.
HRW Yürütme Direktörü Philippe Bolopion konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Çin hükümeti, bölünmüş Uygur ailelerinin hassasiyetini, yurt dışındaki toplulukları gözetlemek ve düzenlerini bozmak için bir fırsat olarak kullanıyor. Doğu Türkistan’ı ziyaret eden Uygurların sorgulanması ve diaspora faaliyetlerinin adım adım izlenmesi, Pekin’in Avustralya’daki sınır ötesi baskısının en somut göstergesidir."
HRW, Nisan ve Mayıs 2026 tarihlerinde Sidney, Melbourne ve Adelaide şehirlerinde yaşayan, aralarında son dönemde Doğu Türkistan’ı ziyaret etmiş kişilerin ve aktivistlerin de bulunduğu 11 Avustralyalı Uygur ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirdi.
"Vizesiz Seyahat Programı" Bir Tuzak mı?
2016 yılında başlatılan ve soykırım boyutuna ulaşan "Sert Darbe" operasyonlarından bu yana Doğu Türkistan’daki aileleriyle hiçbir şekilde temas kuramayan Uygurlar için son yıllarda kısıtlı ziyaret izinleri tanınmaya başlandı. Ancak 2024’te başlatılan vizesiz seyahat kolaylıklarına rağmen, Doğu Türkistan’a giden Uygurlar ağır gözetim ve sorgulamalardan geçiyor.
Memleketlerine gitmek isteyen yabancı pasaportlu Uygurların, henüz yola çıkmadan Doğu Türkistan’daki akrabaları aracılığıyla yerel polis birimlerinden güvenlik soruşturması ve ön onay alması şart koşuluyor.
Görüşülen kişilerin aktardığı çarpıcı detaylar şu şekilde:
-
Zorunlu Otel Kaydı ve Takip: Avustralya pasaportuyla Doğu Türkistan’a giden bir kişi, aile evinde kalmadan önce devletin belirlediği özel bir otelde kayıt yaptırmak zorunda bırakıldığını, aksi takdirde ailelerinin polisle başının belaya gireceğiyle tehdit edildiklerini söyledi. Ziyaretçilerin günlük aktivitelerini polise bildirmeleri istendi.
-
Ajanlık Teklifi ve Tehdit: Bir başka Avustralyalı Uygur, Doğu Türkistan’da bulunduğu süre boyunca 12’den fazla kez sorgulandığını ve bir sorgunun 7 saatten fazla sürdüğünü belirtti: "Bana Avustralya’daki tanınmış Uygur aktivistlerin adreslerini ve telefon numaralarını sordular. Bilmediğimi söylediğimde, Avustralya’ya döndüğümde bu aktivistleri izlememi ve katıldıkları etkinliklerde fotoğraflarını çekmemi istediler."
-
"Nasıl 'Hayır' Diyebilirdim?": Polisin ağır baskısına maruz kalan bir kadın ziyaretçi ise çaresizliğini şu sözlerle anlattı: "Kendi güvenliğim ve ailemin emniyeti için çok korktum. İstedikleri herhangi bir şeye nasıl 'hayır' diyebilirdim ki?"
Uygur Okulları ve Kültürel Kimlik Hedefte
Pekin yönetiminin Doğu Türkistan’da Uygur dilini ve kültürünü silme politikası, Avustralya’daki Doğu Türkistan toplumuna da uzanıyor. Ziyaretçilere özellikle Avustralya’daki Uygurca eğitim veren hafta sonu okulları hakkında detaylı sorular sorulduğu ortaya çıktı.
Yaklaşık 5.000 Uygur’un yaşadığı Avustralya’da, dil ve kültürü korumak amacıyla ilk olarak 1992’de Adelaide’de, ardından Sidney, Melbourne ve Brisbane’de Uygurca hafta sonu okulları açılmıştı. Ancak Çin polisinin tehditleri nedeniyle son yıllarda bu okullara giden öğrenci sayısında gözle görülür bir düşüş yaşanıyor. Similar durumların ABD ve Kanada’da da yaşandığı, Çin konsolosluklarının çocuklarını Uygur okullarına gönderen ailelere vize vermediği biliniyor.
Doğu Türkistan’daki bir polis sorgusunu anlatan bir mağdur şu ifadeleri kullandı:
"Polis bana çocuklarımın hafta sonu Uygur okuluna gidip gitmediğini ve öğretmenlerinin kim olduğunu sordu. 'Avustralya’ya döndüğünde Uygur okulları ve oraya giden çocuklar hakkında bilgi topla. İleride Doğu Türkistan’da daha uzun süreli oturum başvurusu yaparsan, bu iş birliğin başvurunu güçlendirir' dediler."
Aynı kişi, Doğu Türkistan’daki asimilasyonun ulaştığı boyutu ise şu sözlerle özetledi:
"Avustralya doğumlu çocuğumu büyüdüğüm mahalleye götürdüm. Akrabalarımın çocuklarıyla oynasın istedim. Benim çocuğum Avustralya’da büyümesine rağmen akıcı bir şekilde Uygurca konuşuyor. Ancak Doğu Türkistan’daki Uygur çocukları tek kelime Uygurca konuşamıyordu, sadece Çince biliyorlardı. Çocuğum onlarla iletişim bile kuramadı. Bu gördüklerimden sonra dilimizi korumak için burada daha çok çalışacağım ve bir daha asla oraya dönmeyeceğim."
Korku İklimi ve Ailelerin Rehin Tutulması
Çin’in Doğu Türkistan’daki akrabaları baskı altında tutması, Avustralya’daki Doğu Türkistanlıların özgürce yaşamasını engelliyor. İnsanlar, Avustralya’daki yasal ve barışçıl faaliyetlerinin Doğu Türkistan’daki ailelerinin hapse atılmasına yol açacağından korkuyor.
-
Akrabalar Rehin Konumunda: Eşi Doğu Türkistan’da "etnik nefreti kışkırtmak" gibi soyut suçlamalarla uzun süreli hapis cezasına çarptırılan bir Uygur baba, "Çin hükümeti Avustralya’daki özgürlüklerimi kısıtlamak için ailemi rehin tutuyor" dedi.
-
Düğünlere Bile Davet Edilmiyorlar: Avustralya’daki bir Doğu Türkistanlı aktivist, Pekin’in yarattığı korku yüzünden yakın akrabalarının bile kendisini düğünlerine davet edemediğini söyledi: "Benimle aynı karede görünürlerse Doğu Türkistan’daki ailelerinin zarar göreceğinden korkuyorlar. Bu, sosyal hayatımızı mahveden korkunç bir sınır ötesi baskıdır."
Resmi Makamların Yanıtı ve Çin’in "Etnik Birlik" Yasası
Human Rights Watch, 7 Ağustos’ta bulgularını Çin ve Avustralya hükümetlerine iletti. Çin tarafı raporu cevapsız bırakırken, Avustralya İçişleri Bakanlığı 14 Ağustos’ta verdiği yanıtta şunları kaydetti:
"Avustralya Hükümeti, sınır ötesi baskı da dahil olmak üzere her türlü yabancı müdahale konusunu son derece ciddiye almaktadır. Herhangi bir yabancı hükümetin, Avustralya’daki bireylerin temel hak ve özgürlüklerini kullanmasını engelleyecek şekilde topluluk üyelerini hedef alması kabul edilemez."
Öte yandan, Çin’de Temmuz ayında yürürlüğe giren yeni "Etnik Birlik ve İlerlemeyi Teşvik Yasası"nın 63. maddesi, Çin sınırları dışındaki kurum ve bireylerin de "ulusal birliği bozmak" suçlamasıyla yargılanabileceğini öngörüyor. Bu durum, Pekin’in sınır ötesi baskılarına yasal kılıf uydurma çabası olarak değerlendiriliyor.
Avustralya Hükümetine Acil Çağrı
Human Rights Watch, Avustralya hükümetinin Çin’in bu hukuksuz uygulamalarına karşı acilen şu adımları atması gerektiğini vurguladı:
-
Özel Seyahat Uyarısı: Doğu Türkistan’a gidecek Uygur ve diğer Türk toplulukları için Çin’in sınır ötesi baskı risklerini içeren özel seyahat uyarıları yayınlanmalı, güvenli ihbar kanalları ve konsolosluk rehberliği sağlanmalıdır.
-
Kapsamlı Yasal Düzenleme: Mevcut yabancı müdahale yasalarının ötesinde, sınır ötesi baskıları, tehditleri, karalama kampanyalarını ve tacizleri doğrudan suç sayan özel bir yasama çalışması yapılmalıdır.
-
Yaptırım ve Sorumluluk: Baskılardan sorumlu Çinli yetkililere karşı hedefli yaptırımlar, seyahat yasağı ve vize iptalleri uygulanmalı; tespit edilen vakalar kamuoyuna açıklanmalıdır.
-
Aile Birleşimi ve Destek: Çin rejimi tarafından pasaportlarına el konulan veya yurt dışına çıkışı engellenen Uygur ailelerin birleşimi için diplomatik baskı artırılmalı, insani vize süreçleri hızlandırılmalıdır.
-
İnsanlığa Karşı İşlenen Suçların Kınanması: Birleşmiş Milletler’in Doğu Türkistan raporunun 4. yıldönümü olan 31 Ağustos’ta, Pekin’in Doğu Türkistan’da işlediği insanlığa karşı suçlar açıkça ve uluslararası toplum nezdinde tekrar kınanmalıdır.