BAE'nin hasım devlet faaliyetlerine sığınak olma rolüne karşı çıkmalıyız

Yazar: Rahima Mahmut

Tarih: 10 Eylül 2026

Türkistan Times çevirisi

Uluslararası toplum, hasım devletlerin kendi sınırlarının ötesinde oluşturduğu tehdide karşı haklı olarak daha dikkatli hâle geldi. Putin'in savaş aygıtı, Batı yaptırımlarını delen ağlara dayanıyor. Pekin'in baskısı Çin sınırlarında bitmiyor. Kirli para ile sınır aşan mali suçlar da ülkelerimizde hukukun üstünlüğünü aşındırıyor. Kaygı verici olan, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) bu üç sorunun birden sığınağı hâline gelmiş olmasıdır.

Bu konuya şimdi eğilmek önem taşıyor; çünkü Batı, BAE ile ekonomik ilişkilerini derinleştiriyor. Avrupa Birliği ikili bir serbest ticaret anlaşmasını değerlendirirken BAE de Trans-Pasifik Ortaklığı için Kapsamlı ve İlerici Anlaşma'ya (CPTPP) katılmaya çalışıyor. Daha yakın ilişkiler ekonomik fırsatlar getirebilir, ancak Batı bazı rahatsız edici sorularla yüzleşmekten kaçınmamalıdır.

Benim için en kaygı verici boyut Uygur halkıyla ilgilidir.

Çin Komünist Partisi (ÇKP), Uygur bölgesinde Uygurları kitlesel keyfî gözaltı, gözetim, dinî ve kültürel baskı, zorla çalıştırma ve işkence kampanyasına maruz bıraktı. Bağımsız Uygur Mahkemesi, doğumları önlemeyi amaçlayan tedbirlerin uygulanması yoluyla Çin'in Uygur halkına karşı soykırım işlediği sonucuna vardı.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi 2022'de ihlallerin insanlığa karşı suç teşkil edebileceği sonucuna ulaştı. İnsan Hakları İzleme Örgütü de yakın tarihli bir raporunda, yurt dışındaki Uygurlara uygulanan baskı dâhil ağır baskı politikalarının sürdüğünü bildirdi.

Pekin, erişim alanından kaçabilenleri giderek daha fazla, sınır aşan baskı olarak bilinen yöntemlerle takip ediyor. BAE de bu konudaki kanıtlarda defalarca karşımıza çıkıyor.

Uygur İnsan Hakları Projesi ile Oxus Society'nin araştırması, BAE'yi Çin'in Uygurlara yönelik sınır aşan baskısına katılan altı Arap devleti arasında gösterdi. İnsan Hakları İzleme Örgütü de daha önce Emirlikler'de gözaltına alınan Uygurların sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya olduğuna ilişkin vakaları belgelemişti.

Associated Press'in haberine göre BAE makamları 2017'nin sonları ile 2018'in başları arasında en az beş Uyguru tutuklayarak Çin'e sınır dışı etti. Bildirilen vakalardan birinde, Uygur bir tutuklu BAE'de Çin polisi olduğu düşünülen kişilerce sorgulandı.

Çin'in güvenlik faaliyetleri hakkında daha geniş kaygılar da bulunuyor. Freedom House, BAE makamlarının 2021'de Dubai Havalimanı'ndan aktarma yapan genç bir Çinli muhalifi gözaltına aldığını ve Çin Büyükelçiliği personelinin onu sorgulamasına izin verdiğini bildirdi. Muhalifin kız arkadaşı ise ayrı bir yerde sekiz gün tutulduğunu ve burayı Dubai'de Çinliler tarafından işletilen bir 'gizli gözaltı merkezi' olarak tanımladığını söyledi.

Uygurlar açısından bu, soyut bir jeopolitik tartışma değildir. ÇKP'den kaçanlar, partinin erişiminin Çin sınırlarının binlerce kilometre ötesine uzanabildiğini gördü. Britanya ile ayrıcalıklı bir ekonomik ilişki kurmak isteyen bir ülke, bu tür baskıları önlemeli; bunlara izin verilen yeni bir yere dönüşmemelidir.

Üstelik kaygı yaratan tek ülke Çin değil. Batılı hükümetler, BAE merkezli şirketleri Rusya'nın savaş ekonomisini ayakta tutan ağların parçası olarak defalarca belirledi. Birleşik Krallık ve AB; Rus petrolünün ticaretindeki rolleri, şeffaf olmayan şirket yapıları ve yanıltıcı deniz taşımacılığı uygulamaları nedeniyle bazı şirketlere yaptırım uyguladı.

ABD Hazine Bakanlığı, BAE'yi Rusya'nın yabancı yapımı teknoloji ve ekipmana erişmek için kullandığı yetki alanlarından biri olarak tanımladı. Bakanlık, Rusya'ya yüksek öncelikli mallar tedarik eden çok sayıda BAE merkezli şirkete yaptırım uyguladı. Ayrıca Rus finansmanını ve yaptırımların delinmesini kolaylaştırdıkları gerekçesiyle Dubai merkezli finans ve kripto para işletmelerini de hedef aldı.

Bir diğer sorun yasa dışı finans ve hukukun üstünlüğüdür. BAE reformlar yaptı ve 2024'te Mali Eylem Görev Gücü'nün 'gri listesinden' çıkarıldı. Britanya ile BAE, yasa dışı mali akışlarla mücadele etmek için resmî bir ortaklık da yürütüyor; bu ay, ortaklığın güçlendirilmesinin yıl dönümüne denk geliyor. Ancak iş birliği açıklamalarla değil, sonuçlarla değerlendirilmelidir.

Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi'nin yaklaşık 45 milyon ABD doları tutarındaki dolandırıcılıktan sorumlu bulduğu Britanya vatandaşları Muhammed Tahir Lakhani ile Muhammed Ali Lakhani'nin durumuna bakın. Mahkeme, borç verenlere bilerek gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğuna hükmetti. Bu kararlara rağmen Lakhani ailesinin iki üyesi BAE'de yaşamayı sürdürüyor ve mahkeme hükmünün gereğini yerine getirmiş değil.

BAE'de dolandırıcılığa ilişkin sınır aşan mahkeme kararlarını uygulatmak öylesine güçleşti ki milletvekilleri Lakhani davasını doğrudan bakanlara taşıdı. Ancak bakanlara BAE makamları nezdinde hangi girişimlerde bulunulduğu ve mağdurlara nasıl bir yol gösterildiği sorulduğunda bilgi vermekten kaçındılar. Bu sessizlik, mevcut sistemin işlediğine dair güven vermiyor.

Bu meseleler birbirinden kopuk biçimde ele alınmamalıdır. Birlikte bakıldığında daha geniş bir kırılganlığa işaret ediyorlar. Uluslararası bir ticaret merkezi, otoriter devletler, yaptırımları delenler ve hem varlıklarını hem de kendilerini adaletin etkili erişiminden uzaklaştırmak isteyenler için elverişli bir zemine de dönüşebilir.

Çözüm, BAE gibi ülkelere sırtımızı dönmek değildir. Batı'nın bu ülkeyle çalışmak için meşru stratejik ve ticari nedenleri vardır; daha yakın iş birliği çözümün bir parçası olabilir. Nitekim Birleşik Krallık bu aralık ayında Yasa Dışı Finans Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak. Zirve, kirli paraya karşı küresel uygulamayı güçlendirmeyi ve bilgi paylaşımı ile mal varlıklarının geri alınmasına yönelik yeni ortaklıklar kurmayı amaçlıyor.

Ticaret; ulusal güvenlikten, insan haklarından ve hukukun üstünlüğünden ayrı tutulamaz. AB, BAE ile yeni bir ikili ticaret anlaşmasına girmeden önce Avrupa Komisyonu üyeleri ölçülebilir ilerleme talep etmelidir: Çin'in Uygurlara yönelik zulmüne suç ortaklığı yapılmaması, yaptırımların delinmesine karşı kanıtlanabilir adımlar atılması ve hukuka uygun sınır aşan mahkeme kararlarının tanınıp uygulanmasını sağlayacak etkili mekanizmaların kurulması.

Bu yazıda ifade edilen görüşler yazara aittir ve Middle East Monitor'ün yayın politikasını zorunlu olarak yansıtmaz.

Kaynak:

Mahmut, Rahima. 'We Must Challenge the UAE's Role as a Haven for Hostile State Activity.' Middle East Monitor, 10 Eylül 2026.