Küresel insan hakları örgütleri ABD-Çin zirvesi öncesinde Şi Cinping’e açık mektup gönderdi

Arşiv fotoğrafı açıklaması: 19 Temmuz 2023’te çekilen fotoğrafta, Doğu Türkistan'ın Kızılsu Kırgız Özerk İli’ne bağlı Artuş kentinde, gözaltı tesisi olduğu belirtilen bir yerdeki gözetleme kulesi görülüyor.

Kaynak: Amerika’nın Sesi Çince

Yayımlanma zamanı: 17 Eylül 2026

Çeviri: Türkistan Times

Dünya genelinde insan hakları, demokrasi ve din özgürlüğünü savunan yaklaşık 30 kuruluş, 16 Eylül Çarşamba günü Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri Şi Cinping’e hitaben bir açık mektup yayımladı. Kuruluşlar, gelecek hafta Vaşington’u ziyaret etmesinden önce Şi’ye vicdan mahkûmlarını serbest bırakma, sınır aşan baskıyı sona erdirme ve temel yargı reformlarını hayata geçirme çağrısında bulundu.

Açık mektupta, “2012 sonlarında iktidara gelmenizden bu yana kuruluşlarımız, hükümetinizin Çin’in ulusal ve uluslararası hukuk yükümlülüklerini ihlal eden yaygın ve sistematik insan hakları suçlarını belgeledi; bazılarımız ise bunları bizzat yaşadı” denildi.

Mektupta Şi yönetiminin Tibetlilere, Uygurlara ve Hong Kong’a yönelik baskılarının yanı sıra dinî liderler ve topluluklar, feministler, gazeteciler, avukatlar, halk sağlığı uzmanları ve diğer aktivistlere yönelik uygulamaları da anıldı. Çin’de kısa süre önce yürürlüğe giren Etnik Birlik ve İlerlemeyi Teşvik Yasası’na da değinildi.

Hak savunucusu kuruluşlar mektupta, “Çin genelindeki keyfî gözaltıların kapsamı ve ölçeğinin tek başına insanlığa karşı suç teşkil edebileceği yönündeki Birleşmiş Milletler insan hakları uzmanlarının kaygılarını paylaşıyor; ülkenin dört bir yanındaki mağdur ve hayatta kalanlarla dayanışma içinde olduğumuzu belirtiyoruz” ifadelerini kullandı.

Mektupta ayrıca, “Hükümetinizin Çin dışında ifade özgürlüğünü susturmak ve insanların hareket alanını kısıtlamak için sınır aşan baskı ve toplu cezalandırmaya başvurmasından da aynı derecede kaygılıyız” denildi.

Mektubu imzalayanların birçoğunun Amerika Birleşik Devletleri’nde Çin hükümeti, Çin Komünist Partisi makamları veya bunların vekilleri tarafından taciz edildiği, takip edildiği ya da gözetlendiği belirtildi. ABD’de yaşayan bazı aktivistlerin Çin’deki aile üyelerinin de bu kişilerin faaliyetleri nedeniyle Şi yönetiminin misillemesine uğradığı kaydedildi.

Açık mektupta, “Amerika Birleşik Devletleri ile diğer hükümetlerin hukuku açıkça çiğneyen bu faaliyetleri soruşturma ve kovuşturma çabaları bizi son derece cesaretlendiriyor. Gerektiği sürece bu ihlalleri belgelemeye devam edeceğiz” ifadelerine yer verildi.

Şi Cinping’e yöneltilen dört talep

Açık mektupta dört talep sıralandı:

  • Vicdan mahkûmlarının, insan hakları savunucularının ve yakınlarının hak savunuculuğu faaliyetleri nedeniyle keyfî biçimde gözaltına alınan kişilerin derhâl ve koşulsuz olarak serbest bırakılması. Mektupta, bunlarla sınırlı olmamak üzere, ABD ile yakın bağları bulunan ve serbest bırakılmaları Amerikalı milletvekillerinin gündemine gelen şu isimler sayıldı: Emekli Uygur doktor Gülşen Abbas; Uygur iş insanı Ekpar Asat; Hong Konglu demokrasi aktivisti Chow Hang-tung; Uygur akademisyen Rahile Dawut; Çinli insan hakları avukatı Ding Jiaxi; Çinli gazeteci Dong Yuyu; ev kilisesi lideri Pastör Gao Quanfu; ABD’de yaşayan sanatçı Gao Zhen; Çinli insan hakları avukatı Gao Zhisheng; Dalay Lama tarafından tanınan 11. Pançen Lama Gedhun Choekyi Niyima; Tibetli keşiş ve yazar Go Sherab Gyatso; Hong Konglu demokrasi aktivistleri Albert Ho ve Lee Cheuk-yan; Hong Konglu demokrasi yanlısı medya patronu Jimmy Lai; Myanmar kökenli Amerikalı akademisyen Min Zin; Uygur akademisyen İlham Tohti; Tibetli keşiş Lobsang Tsering; yurt dışındaki demokrasi hareketinin temsilcilerinden Wang Bingzhang; Çinli yazar ve Hristiyan din adamı Pastör Wang Yi; Çinli hak savunucusu Yang Maodong ve Siyon Kilisesi’nin liderleri.

  • Şi yönetimi döneminde kabul edilen ve uluslararası insan hakları yükümlülüklerini ihlal eden yasaların yürürlükten kaldırılması veya değiştirilmesi niyetinin açıklanması. Mektupta bunlara örnek olarak, bunlarla sınırlı olmamak üzere, 2020 Hong Kong Ulusal Güvenlik Yasası ile 2026 Etnik Birlik ve İlerlemeyi Teşvik Yasası gösterildi.

  • Çin dışında bulunan ve akrabalarıyla ya da topluluklarıyla yeniden bir araya gelmek için Çin’e gitmek isteyen kişilerin, 14. Dalay Lama dâhil, ülkeye girişlerine izin verileceğinin ve seyahat güvenliklerinin sağlanacağının teyit edilmesi.

  • Şi’nin ABD’ye gelişinden önce, Çin heyetindeki tüm kişiler ile heyetin ABD’deki bağlantılarının, ziyaret sırasında düzenlenecek protesto ve direniş eylemlerine karşı sınır aşan baskı veya toplu cezalandırma uygulamayacaklarının kamuoyu önünde taahhüt edilmesi.

Mektupta, bu adımların atılmamasının Çin hükümetinin insan haklarına ilişkin niyetleri konusunda dünya kamuoyundaki kaygıları yalnızca derinleştireceği belirtildi. İmzacılar ayrıca ziyaret sırasında Şi Cinping ile doğrudan görüşmeye hazır olduklarını ifade etti.

İmzacılar arasında Uygur kuruluşlarının temsilcileri de bulunuyor

Açık mektubu, dünya genelinde insan hakları, demokrasi ve din özgürlüğünü savunan kuruluşlardan 29 temsilci imzaladı.

İmzacılar arasında Çin İnsan Hakları Savunucuları Ağı’ndan Sophie Richardson, Hudson Enstitüsü’nden Olivia Enos, Freedom House’tan Jamie Fly, Gazetecileri Koruma Komitesi’nden Beh Lih Yi, Sınır Tanımayan Gazeteciler’den Aleksandra Bielakowska, Uluslararası Af Örgütü ABD Şubesi’nden Nadia Daar, Uluslararası Uygur Akademisi’nden Rishat Abbas, Dünya Uygur Kurultayı’ndan Zumretay Arkin, Uluslararası Tibet Kampanyası’ndan Tencho Gyatso, Hong Kong Özgürlük Komitesi Vakfı’ndan Mark Clifford, Komünizm Kurbanları Anıtı Vakfı’ndan Adrian Zenz ve Çin’de İnsan Hakları ile İnsani Çin’den Zhou Fengsuo da yer aldı.

ChinaAid Başkanı Pastör Bob Fu da mektubun imzacıları arasındaydı.

Fu, Çarşamba günü Amerika’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada, Şi Cinping’in on yılı aşkın yönetimi altında Çin’de insan hakları, hukukun üstünlüğü ve din özgürlüğü alanlarındaki durumun Kültür Devrimi’nden bu yana en kötü seviyeye gerilediğini söyledi. Dünyadaki birçok insan hakları savunucusunun hayal kırıklığına uğradığını, bazılarının ise umutsuzluğa kapıldığını belirten Fu, Şi açık mektuptaki taleplere yanıt vermese bile hak savunucularının ABD-Çin zirvesini vicdanlarının sesini duyurmak için bir fırsat olarak kullanması gerektiğini vurguladı.

Fu, “Bir rejimin şiddeti ve süregelen baskısı yüzünden umutsuzluğa kapılıp sessiz kalamayız. Tam tersine, bu anda sesimizi daha da yükseltmeliyiz. Bu yalnızca çabalarımızın etkisini veya yöneticinin karşılık verip vermeyeceğini değerlendirme meselesi değildir. Sesi olmayanlar adına konuşmak bizim ahlaki ve manevi sorumluluğumuzdur” dedi.

Trump’ın 24 Eylül’de Şi ile görüşmesi bekleniyor

Başkan Donald Trump’ın 24 Eylül’de ABD’yi ziyaret edecek Şi Cinping ile görüşmesi bekleniyor.

Trump ile Şi’nin bu yıl mayıs ayında Pekin’de gerçekleştirdiği zirvenin ardından, Pekin Siyon Kilisesi lideri Pastör Ezra Jin serbest bırakılmıştı. Liderler zirvesinde Jimmy Lai davası da gündeme getirilmişti.

Fu, günümüz Çin’inde iktidarın Şi Cinping’in elinde toplandığını, bu nedenle yaklaşan ABD-Çin zirvesinde daha fazla vicdan mahkûmunun serbest bırakılmasının sağlanıp sağlanamayacağının Çin’in en üst düzey liderinin tercihine bağlı olduğunu söyledi.

Fu, “Çok sayıda kişinin serbest bırakılacağı konusunda pek iyimser değilim; ancak önümüzdeki iki hafta içinde en azından bazı dostane jestler yapılmalı” dedi.

İnsan hakları örgütlerinin, tutukluların itibarlarının iade edilerek serbest bırakılacağına dair umutlarını neredeyse yitirdiğini belirten Fu, Çin makamlarından yalnızca en temel insani sınırları gözetmelerini istediklerini söyledi.

Fu, ileri evre dördüncü aşama prostat kanseri olan Çin kökenli Amerikalı Pastör John Cao’nun durumunu örnek gösterdi. Yedi yıl hapis yatan Cao, iki buçuk yıl önce cezaevinden çıkmış olmasına rağmen hâlâ Çin’de tutuluyor ve ailesiyle buluşmak üzere ABD’ye dönmesine izin verilmiyor.

Fu, “Bunu uluslararası topluma hiçbir şekilde açıklayamazsınız. Bir de dokuz yılı aşkın süredir zorla kaybedilmiş olan avukat Gao Zhisheng var. Hayatta mı, değil mi bilinmiyor; yetkililer hâlâ ailesine hiçbir bilgi vermiyor. Dr. Wang Bingzhang da var. Bunların çoğu aslında insani meselelerdir” dedi.

“Biz artık onların ‘aklanmasını’, hatta cezaevinden çıkarılmasını istemekten bile büyük ölçüde vazgeçtik. Yalnızca bilgi istiyoruz; hayatta olup olmadıklarına dair bilgi. Pastör John Cao gibi birinin ölmeden önce dünyaya gelen ilk torununu bir kez görebilmesi neden bu kadar büyük bir beklenti olsun?”

Kaynak kaydı

Voice of America. “全球人权倡导组织在美中峰会前向习近平发出公开信.” Voice of America Chinese, 17 Eylül 2026, Çin saatiyle 04.08. Özgün haber. Erişim tarihi: 17 Eylül 2026.